Bu söyleşileri yok olup gidecek kasetlere hapsetmeye hakkım olmadığını düşünüp bir şekilde yayınlamaya karar verdiğim için çok mutluyum.
Bu güzel insanların çok önemli söylemlerinin birazını olsun okuyucuya, topluma sunabilmeyi bir ödev biliyorum.
ÖNSÖZ
1998 yılında, Cumhuriyet gazetesinin o iç içe geçmiş yan binasında, şimdiki Kitap Kulübü'nün kapısından girip sol yana doğrulduğunuzda ve bir merdiven çıktığınızda, ince uzun bir koridorun sonunda göreceğiniz üç odalı bir birimde yaşama adım atmıştı "Cumhuriyet Radyo"muz.
Camlı bölme ile ayrılmış bir yayın odası, birkaç alet, bolca kasetten oluşan bir müzik dolabı, birkaç genç ama işini severek ve bilgiyle yapan teknik insan...
Yöneticimiz Ümit Zileli'ye ve radyodan sorumlu kişiye ait birer küçük oda...
"Siz de program yapmak ister misiniz?" diye bir öneri geldiğinde ne denli sevindiğimi hâlâ anımsıyorum. Öyle ya, çeşitli topluluklarda durmadan konuşuyor, eğitim, sağlık ve benzeri konuları işliyoruz. Bunları bir radyo aracılığı ile ve daha geniş kitlelere ulaşacak şekilde iletebilmek, zaman zaman hiç yüzünü görmediğiniz insanlarla konuşabilmek, kısacası daha çok ses almak, ses vermek...
İşte bu duygu ve düşüncelerle, seve seve, salı sabahları, "Çağdaş İnsan" adlı bir program yapmayı planlayıp üstlendim ve çok ama çok coşku dolu günler geçirdim.
Her hafta için, belli bir konuda bilgi birikimini, radyo kanalıyla aktarabileceğimiz değerli bir konuk seçiyor, onunla doğaçlama konuşuyorduk.
Konuşmalar ara ara kesiliyor, araya genç arkadaşların, o günkü konu ile ilgili seçtikleri özgün müzik parçalarını ve ardından da birkaç reklamı dinliyor, sonra sohbetimize devam ediyorduk.
Seçilen parçaların hiçbiri sıradan değildi. Her biri hem söz hem müzik hem de söyleyen ve çalanlar açısından gerçekten uzmanca seçilmişlerdi ve konuklarla yapılan söyleşilerin konularıyla örtüşüyor, bir bütünlük oluşturuyorlardı.
Ve bir gün, tam da o haftaki konuğumu hazırlama çabaları içindeyken bir telefonla, Radyo Cumhuriyet'in kapandığı bildirildi. Çok şaşırıp çok üzüldüm. Salt kendim için değil, tüm programlarıyla bir bütün olarak benimsenmişti radyomuz ve eminim ki çok işlevsel bir konum kazanmıştı.
Elimizden gelecek bir şey yoktu. Radyoda program yapma çabamız burada noktalanmış ve "Çağdaş İnsan" söyleşimiz bitmişti!
Her şeyi unutup geçmişte bırakmak yerine, kendi kendime, çok değerli insanlarla yaptığım sohbetleri hep anımsadım, sık sık yeniden yaşadım. Konuklarımın birkaçı son dört yıl içinde yaşamdan ayrılmışlardı. (*) Bu nedenle geçmişteki bu sohbetler daha da önem kazanmıştı.
Birden aklıma, elimde programların bir kısmının kasetlerinin bulunduğu geldi. Bunları değerbilir bir dost çözdü ve işte elinizdeki kitap böyle oluştu.
Ne yazık ki tüm programların kasetleri yoktu; yine de eldekiler çok ama çok değerliydi bence! Eminim siz de okudukça aynı yargıya varacaksınız.
Konuşma şeklinde olmalarına karşın bu söyleşiler oldukça açık ve düzgün ifadelerle işlenmişti, çok az düzeltim gerekti. Bazı konuşmalardaki özgün ama alışılmamış ifadeleri, yinelemeleri olduğu gibi bıraktım.
Bu söyleşileri yok olup gidecek kasetlere hapsetmeye hakkım olmadığını düşünüp bir şekilde yayınlamaya karar verdiğim için çok mutluyum.
Bu güzel insanların çok önemli söylemlerinin birazını olsun okuyucuya, topluma sunabilmeyi bir ödev biliyorum. Söz uçar, yazı kalır demişler. Gelin bu kitabı birlikte okuyalım. Yitirdiklerimizi, çok şükür ki yaşayan dostlarımızı analım. Radyo Cumhuriyet gibi iletişim olanaklarının artmasını dileyelim.
Şubat 2006, İstanbul
(*) Aramızda olmayanlar: A. Taner Kışlalı, İsmet Zeki Eyüboğlu, Melda Türker
TÜRKAN SAYLAN
GEÇMİŞTEN GELECEĞE RADYO CUMHURİYET’TE ÇAĞDAŞ İNSAN SÖYLEŞİLERİ
Bu söyleşileri yok olup gidecek kasetlere hapsetmeye hakkım olmadığını düşünüp bir şekilde yayınlamaya karar verdiğim için çok mutluyum.
… Bu güzel insanların çok önemli söylemlerinin birazını olsun okuyucuya, topluma sunabilmeyi ödev bilirim söz uçar, yazı kalır demişler. Gelin bu kitabı birlikte okuyalım. Yitirdiklerimizi, çok şükür ki yaşayan dostlarımızı analım. Radyo Cumhuriyet gibi iletişim olanaklarının artmasını dileyelim.
TÜRKAN SAYLAN