Bu belgelerin bize öğreteceği pek çok şey vardır: İlki emperyalizmin gerçek karakteri, dün, bugün ve belki yarın da aynı kalacak karakteri. İkincisi devletlerarası ilişkileri mutlaka şahıslararası dostluklardan ayırmak gerektiğidir. Devletlerarası ilişkilerde sürekli dostluklar ve düşmanlıklar yoktur, olamaz da. Akıllı yöneticiler için sadece ulusal çıkarlar vardır, öbür bütün ilişkiler bu " son amaç "a varmak için birer araçtır.
ÖNSÖZ
Aşağıda okuyacağınız belgeler 46 büyük cilt tutan ve ortalama biner sayfalık İngiliz gizli belgelerinden alınmıştır. Bu kitaplar iki kısım olup birinci grubu teşkil edenler 1896'dan Kurtuluş Savaşımıza kadar geçen dönemde Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalamak için başta İngiltere olmak üzere Avrupa'nın emperyalist devletlerinin çevirdiği bütün oyunları en açık biçimde ortaya koymaktadır, ikinci grup ise, İkinci Dünya Savaşı öncesinde çevrilen oyunları göstermektedir.
Bu belgelerin bize öğreteceği pek çok şey vardır: İlki emperyalizmin gerçek karakteri, dün, bugün ve belki yarın da aynı kalacak karakteri. İkincisi devletlerarası ilişkileri mutlaka şahıslararası dostluklardan ayırmak gerektiğidir. Devletlerarası ilişkilerde sürekli dostluklar ve düşmanlıklar yoktur, olamaz da. Akıllı yöneticiler için sadece ulusal çıkarlar vardır, öbür bütün ilişkiler bu " son amaç "a varmak için birer araçtır. Devlet adamları için büyüklük de, kalıcılık da ancak bunu anlamakla mümkündür. Ve nihayet bu belgeler bize halklarına ihanet eden devlet adamları ile gerçek vatanperverler arasındaki farkı açıkça göstermektedir.
Bu belgeler için neler söylediler:
İlhan Selçuk:
Cumhuriyet gazetesinde defalarca bu belgeleri konu olarak aldı ve 7 Ocak 1967'de yazdığı gibi: "Çok önemli bir tarih döneminde yaşıyoruz ve yaşadığımız günlerin değerini gereğince tartacak bilinçten yoksun görünüyoruz. Çünkü Milli Kurtuluş Savaşımızın anlamını kavramakta yetersizlikler içindeyiz.
Dün çıkan Yön dergisinde İngiliz dış politikasının gizli belgeleri yayımlanmaya başlamıştır, İngiliz Dışişleri Bakanlığı'yla çeşitli başkentlerde bulunan İngiliz yetkilileri arasındaki gizli yazışmalarda açığa vurulan korkunç planları okumak ve dünden alacağımız derslerin ışığında günümüzde değerlendirmek bizleri uyaracaktır..."
15 Temmuz 1966 günlü Yön'de Prof. Cahit Tanyol:
"...Bu belgeler günümüzün ışığında bizim tarafımızdan değerlendirilince ortaya korkunç hakikatler çıkmaktadır ki bunların üzerinde düşünmek ve durmak gerekir.
Ülkemizde devlet bilincine ve toplum mutluluğuna kendilerini adamış olan aydınlar Yön'de çıkan belgeleri okumak ve üzerinde düşünmek zorundadırlar.
Şimdi bu belgelerden kaderimize ışık tutar diye birkaç örnek alalım..."
Çetin Altan, "Büyük İhanet" başlıklı yazısında:
"Batı emperyalizmi 1918 'den beri gözlerini dikmiştir Türkiye 'ye. Ve hep hesaplı bir planı hiçbir direnç görmeden adım adım uygulamaktadırlar. Bu konuda birçok belge yayımlanmıştır. Bu arada Yön'ün son sayısında yayımlanan belgeler Batı emperyalizminin Türkiye hakkındaki kanaatini iyice açığa çıkartmaktadır."
5 Ağustos 1966 Yön Başyazı D. Avcıoğlu'nun yazdığına göre:
Hüseyin Perviz Hatemi, emperyalizmi din istismarcılığını ve komprador oyunlarını Yön'deki vesikalara dayanarak açıklamıştır.
İlhami Soysal, "Tarih Tekerrürdür" başlıklı yazısında:
"...Tarih tekerrür eder mi, etmez mi tartışmasını yetkililerine bırakarak, biraz kendi tarihimize bakmakta fayda olduğunu sanıyoruz.
Geçenlerde sözünü ettiğimiz yarım yüzyıl öncesine ait İngiliz devlet arşivlerinin yayımlanmakta olduğu gizli belgeleri tarihin tekerrür edip etmediği hususundaki tartışmalara ışık tutacak ölçüdedir..."
Ayrıca muhtelif makale ve kitaplara atıflar halinde girmiş olan bu belgelerin bize öğretmesi gereken en büyük gerçek Türk ulusunun savaşarak çok az şey kaybettiği, fakat hile ile ve başka devletlere güveni yüzünden çok fazla şey kaybettiğidir. Bunu bir kere daha anlamak için 1916'da harpte gözlemci olarak bulunmuş olan bir Amerikan Kurmay Heyeti tarafından yazılan Çanakkale Muharebesi'ni okumak faydalı ve öğretici olacaktır. Aynı konulan işleyen Emperyalizm ve Milliyetçilik isimli kitabı da okumak, nerelerden geçerek bugüne geldiğimizi göstermesi bakımından ilginçtir.
Erol ULUBELEN
İstanbul, 1 Ağustos 1967
İKİNCİ BASI İÇİN ÖNSÖZ
Bu kitabın ilk baskısının yapıldığı 1967 yılından bu yana dünyada ve Türkiye'de inanılması güç pek çok olay yaşandı. Bu olaylar okuyacağınız belgelerin ışığında daha da anlamlı görülecektir. Bugün bütün canlılığı ile yaşatılan bir Ermeni sorunu vardır. Geçmişte Ermenilerin nasıl tahrik ve teşvik edildikleri bu belgelerde en açık bir şekilde görülmektedir. Bu tahrik ve teşvikler kanımca bugün de aynen sürmektedir. Bir kısım ülkelerde öldürülen Türk diplomatlanndan sonra cana kıyıcıları haklı gibi gösteren yayınlar yapılmaktadır. Türklere karşı yaratılan hava da ortamı kolaylaştıran etken olmaktadır.
Ermeni cinayetleri başlamadan önceki dönemde yaşlı Ermenilerce gençlere aşılanan Türk düşmanlığı, bu topluluğun bulundukları ülkelerde eriyip yok olmalarını önleyen bir öğe gibi düşünülebilirdi. Bugünkü aşamalarda ise Ermenileri meşru ya da haklı kılacak en ufak bir nokta yoktur.
Ermeniler uzun süredir büyük devletlere alet olmuşlardır, günümüzdeki trajedi ise bu halin sürmekte olduğunu göstermektedir. Esenboğa baskını gibi bir olay ise bu büyük trajediyi adeta komediye dönüştürmektedir, üç-dört terörist Erzurum'u başşehir alan bir Ermenistan'ı Türk devletinin derhal tanıyıp ilan etmesini istemişlerdir, insanların bu ölçüde ahmaklaştığı ve zavallılaştığı bir başka olaya rastlamak olanaksızdır. Yaşlı Ermeniler, yaşadıkları olayları, kimlere alet olduklarını ve kimler tarafından en insafsızca harcandıklarını düşünmeden koşullandırdıkları çocukları ve torunlarının vahşetleri ile ne ölçüde övünseler azdır!..
Türk yurdu bir baştan bir başa işgal altında iken, ne Hınçak ne Taşnak Cemiyeti, ne Bogos Nubar Paşa komutasında Ermeni orduları, ne Rus, İngiliz, Fransız yapısı silahları, ne de Maraş'ta giydikleri Fransız üniformaları hayallerinde var olan Ermeni devletini gerçekleştirmeye yetmemişti, günümüzde işledikleri cinayetlerle, vahşetle nereye gelebilirler?
Bizlerin Türk ulusu olarak herhangi bir suçluluk kompleksimiz yoktur, bize ısrarla telkin edilmek istenen bu kompleks okunan belgelerden de görüleceği gibi eskinin güçlü devletlerine olan suçların Türk ulusuna mal edilmeye çalışılmasından ibarettir. Ermeniler günün birinde gerçekleri görebilirse uğradıklarını sandıkları haksızlıkların bugün üzerinde yaşadıkları ülkelere ait olduğunu anlayacaklardır, öte yandan bugün Türkiye'de barış ve erinç (sulh ve sükûn) içinde yaşayan kendi soydaşlarına ne ölçüde haksızlık etmekte olduklarını göreceklerdir. Osmanlı devleti ve Türkiye Cumhuriyeti hiçbir dönemde ırkçı olmamıştır. Ermeniler de bizler kadar Türk vatandaşıdır ve bizler kadar bu ülkeye yönelen kötülüklerden acı duymaktadır.
Dileyelim ki insanlar geçmişten ders alsın ve kimseye alet olmasın.
Erol ULUBELEN
İstanbul, Ağustos 1982
EROL ULUBELEN
İNGİLİZ GİZLİ BELGELERİNDE TÜRKİYE
Bu kitap ülkemiz üstüne korkunç planları açığa vuran gizli belgeleri sergilemektedir. İngiliz Kraliyet Matbaasında 1927 ve 1947 yıllarında basılmış olan belgelerden Erol Ulubelen tarafından titiz bir araştırma sonucu seçilmiş ve dilimize çevrilmiştir.
SAMİ KARAÖREN
“… Bugün bütün canlılığıyla bir Ermeni sorunu vardır. Geçmişte Ermenilerin nasıl tahrik ve teşvik edildikleri bu belgelerde en açık bir biçimde görülmektedir. Bu tahrik ve teşvikler kanımca bugün de aynen sürmektedir.”
EROL ULUBELEN