La Fontaine'le dostluğumuz 18 Nisan 1999 seçimleri sonrasında iktidara gelen DSP, MHP, ANAP koalisyonu döneminde daha da ilerledi. Bu üç partinin amblemi hayvan olunca, koalisyonun icraatını zaman zaman hayvanlar âleminden yardım isteyerek anlatmaya başladım. DSP'nin güvercini, MHP'nin kurdu, ANAP'nın arısı, La Fontaine'in de yardımıyla kılıktan kılığa, kılıftan kılıfa girdi.
ÖNSÖZ
Jean de La Fontaine, 17. yüzyılda yaşamış, Fransız edebiyatının başyapıtları arasında yer alan masalların yazarı.
Çoğumuz "Karga ile Tilki", "Ağustosböceği ile Karınca" masalından tanırız onu.
Masallarında verdiği dersler, ülkesi Fransa'da da yüzyıllarca inceleme konusu oldu, şu kanıda birleşildi:
"La Fontaine, temel ahlaki deneyimler sunuyor."
La Fontaine'in I.Ö.6 yüzyılda Anadolu'da yaşamış Ezop'tan büyük ölçüde esinlendiğini, bunu kendisinin de sık sık dile getirdiğini hemen anımsatalım.
İnkılap ve Aka Kitabevi'nin yayımladığı, Nükte Uğurel, Seyit Kemal Karaalioğlu ve Nevzat Kızılcan'ın Türkçeleştirdiği "Bütünüyle La Fontaine Masalları" kitabını 1980'lerin başında edindim. Arada karıştırırım. 1990'ların sonunda bu masalları daha irdeleyici okumaya başladım. La Fontaine'in verdiği derslerin çoğunun tersine döndüğünü düşündüm. Kendi kendime, "acaba" dedim, "bu masalların verdiği dersler günümüze uyarlanamaz mı?"
Gazetem Cumhuriyet'te yaptığım birkaç denemenin olumlu karşılık alması beni cesaretlendirdi. Ama asıl cesaretlendiren, La Fontaine'in kitabındaki "son sözü" oldu. Şöyle diyor La Fontaine:
Böylece esin perim,
Duru bir kaynağın kıyısında
Tanrısal bir dile çevirdi,
Varlıkların doğadan aldıkları sesleri.
Türlü toplumlar adına,
"Ne güzeldin eskiden!"
Oyuncu yaptım onları kitabımda;
Çünkü her şey konuşur dünyada.
Kendine özgü dili olmayan varlık yoktur
Ve mısralarımdan daha güzel konuşur
Her biri kendi dillerinde.
Ortaya koyduklarım pek candan bulunmazsa,
Eserim iyi örnekler vermemişse,
Yolu açtığım düşünülsün hiç değilse,
Başkaları bunu ilerletebilir.
Ey Dokuz Periler'in gözdeleri,
Benim bitiremediğimi siz bitirin
Ve siz verin
Benim unuttuğum nice dersleri!
Böyle diyor La Fontaine. Onun derslerini ilerletmek, katkı yapmak ne hakkım ne haddim. Ancak, o derslerin bugün bambaşka biçimlerde yaşama geçtiğini, tarihe düşmenin de görev olduğunu düşündüm.
Evrensel olan, insanların daha insanca yaşaması için gerekli olan, La Fontaine'in dersleri. Ancak, bugün için geçerli olanlar, daha doğru tanımla kabul görenler, o derslerin tersleri!
La Fontaine'le dostluğumuz 18 Nisan 1999 seçimleri sonrasında iktidara gelen DSP, MHP, ANAP koalisyonu döneminde daha da ilerledi. Bu üç partinin amblemi hayvan olunca, koalisyonun icraatını zaman zaman hayvanlar âleminden yardım isteyerek anlatmaya başladım. DSP'nin güvercini, MHP'nin kurdu, ANAP'nın arısı, La Fontaine'in de yardımıyla kılıktan kılığa, kılıftan kılıfa girdi.
La Fontaine'in 400'ü aşkın masalından 46'sı değişime uğradı ve bu kitap ortaya çıktı. Çınar Yayınları'ndan 2000 yılında çıkan ilk baskıda, La Fontaine'le olan dostluğumuzu okura fazla açmamıştım, ikinci baskıda karşılıklı söyleşilerimizi de paylaşma cesaretim geldi.
La Fontaine'in her masalı öncesinde kısaca kendisiyle söyleşeceğiz. Sonra onun masalına geçeceğiz. O bitince, benimkine geçmeden önce yine kısa bir söyleşimiz olacak. Ardından La Fontaine'in masalının bende çağrıştırdığı biçimini aktaracağız. Sonunda da karşılıklı son sözlerimiz olacak.
Ben La Fontaine, "usta" diye sesleneceğim. O da bana "çırak" diyecek...
Daha iyisini bulmak için kendi yazdıklarımı tekrar tekrar okurken, şöyle dedim:
"Ehh fena ma-sallama olmamış!"
Derslere elbette sizin de ekleyecekleriniz vardır.
Sözü uzatmayalım. Masallara geçelim...
MUSTAFA BALBAY
Temmuz 2004 ANKARA
MUSTAFA BALBAY
AFFEDERSİN LA FONTAINE
La Fontaine’in tilkiye peynirini kaptıran kargası “gaak” deyince süperstar olur…
Yazın bol bol dans edip eğlenen ağustosböceği kışın karıncaya veda edip, sıcak iklimlere uçar…
Affedersin La Fontaine,
Üzgünüz gerçekten,
Masallarında verdiğin dersler,
Tersine döndü.
Karga da karınca da şaşkın:
“Doğrusu hangi yöndü?”
Affına sığınıp
Dersleri bugüne taşıdık.
İnsanlar alemini incitmemeye dikkat ettik,
Biraz kaşıdık…
MUSTAFA BALBAY