İnsanoğlunun sorunlarını yetkinlikle tartışan yönetmenler ve oyuncular sinemada yerlerini aldılar, alıyorlar. Bu çalışma değişik açılardan sinemaya değer katan, zenginleştiren bu insanların düşüncelerini ve tanıklıklarını getiriyor okura...
Sözün Önü...
Eski zamanları düşünüyorum, insanlar sinemasız nasıl yaşamışlardı?..
Çocukluğunu 20'nci Yüzyıl'ın başında yaşamış bir tanığın anılan:
"O vakit evlerde roman okumak, günün uygar ya da bilgili sayılan ailelerinde âdetti. Ekmekçi Kadın, La Dam O Kamelya, Kızılköprü Cinayeti, Seksen Günde Devriâlem, Monte Kristo gibi daha çok Fransız yazarlarının ve en başta Ksaviye dö Montepen'in tercüme eserlerini okumak geçerliydi. O zaman saatlerimiz şimdiki gibi alafranga değil, alaturkaydı. Alaturka saatte on ikide gün batardı. Akşam yemeği gün kararmadan bitmiş ve sofradan kalkılmış olurdu. Yemekten sonra, ortada yanan petrol lâmbasının başında, ya annem veya büyük ablam veya nadiren babam oturur, bu romanlardan birini okurdu. Büyükbabam, büyükannem ve dört kardeş bir köşede oturur, dinlerdik." (Yüzbaşı Selahattin'in Romanı - İlhan Selçuk, sayfa 17).
Hayatın nasıl değiştiğini göstermesi bakımından ilginç bir örnek!..
Roman ölmedi, yaşıyor...
Ama şimdi sinema egemen!..
Evde tak kaseti videoya, ailecek oturup izlemeye başla!..
Sinema 20'nci Yüzyıl'da dünyayı büyük bir hızla avucunun içine sığdırdı...
Kişiyi teslim aldı..
Vazgeçilemez bir sanat oldu..
Üniversitelerde kürsü kurdu...
Küreselleşme sürecinde dünyaya damgasını vuran Amerika, yalnız silah üretiminde birinci değil, film üretiminde de patronluğunu sürdürüyor.
Bir takvim yılında kaç film üretiliyor?.. Sinema artık büyük sanayi!.. Ancak üretilen filmlerin yüzde kaçı sanat içerikli?.. Yüzde kaçı propaganda?. Ya da porno?.. Kaçı bayağı, sıradan, değersiz, içeriksiz, bir işe yaramaz, seyretmeye değmez?..
Baş döndürücü bir hızla üretilen filmlerin insan yaşamını dört bir yandan sarıp kuşattığı bir dünyada seyirci yolunu yordamını nasıl bulacak?..
Önce eleştirmen devreye girdi..
Sonra üniversiteler kuruldu..
Sinema ile bilimsellik buluştu..
Aslı Selçuk bu buluşmanın ürünü!..
Yerküreyi saran sinema cangılında, ormana bakarken ağacı, ağaca bakarken yaprağı görmek yolunda hazırlık devresi uzun mu uzun...
Sinema alabildiğine geniş ufuklu evrende öylesine derin sulara iskandil sarkıtıyor ki, tüm boyutlarıyla birlikte kavranması için bir ömür az gelir...
Sinema 'bilim-sanat-teknoloji' dünyasının üçlüsünde hiç durmadan gelişiyor; dünyamıza dünya katıyor, bir eğlence gibi görünse de insan yaşamını çok derinden etkileyen ciddi bir iş...
Elinizdeki kitap bunun kanıtı!..
İlhan Selçuk
ASLI SELÇUK
ÇAĞIN TANIĞI SİNEMA
Toplumların belleğinin en güçlü kayıtlarını tutan yazının tanıklığı ardından dünya yeni bir buluşla, sinemayla tanıştı. Sinemanın etki alanı durmaksızın büyüdü. Teknolojinin kesintisiz gelişmesi üçüncü bin yılda görselliği yer kürenin en uç noktalarına taşıyabildi. Sonuçta insanoğlunun sorunlarını yetkinlikle tartışan yönetmenler ve oyuncular sinemada yerlerini aldılar, alıyorlar. Bu çalışma değişik açılardan sinemaya değer katan, zenginleştiren bu insanların düşüncelerini ve tanıklıklarını getiriyor okura...
Mitolojiyi kendine miras edinmiş bir kültürün içinde yaşıyorum. Tarihe insani bir boyut katıyorum, çünkü tarihi insanlar, yapar mitoslar yapmaz.
Theo Angelopoulos
Yunanistan ve Türkiye… Pek çok şeyi birbirine benzeyen bu iki komşu ülkenin sanatla bir iç yakınlaşma kurması, dostluğu da birlikte taşıyacak.
Dimitri Eipides
Gerçeği arıyoruz. Kendimizle, insanoğluyla ilgili gerçeği. Hayattaki bu arayış süreci kişi için dürtülerden biridir.
Ömer Kavur
Avrupa filmlerinde çoğunluk kaybeden insanların öyküleri anlatılır. Amerikan filmlerinde ise kahramanlar hep kazanır, seyirci de günümüzde kazananları görmek istiyor sadece.
Istvan Szabo
İnsanların seçimleri yaşamlarındaki en belirgin dramatik öğelerdir, seçimlerimizle özgürlüklerimizi geliştiririz ya da tam tersi olabilir.
Krzysztof Zanussi