|
|
|
|
Ek Bilgiler:
Kategori: YENİ ÇIKANLAR
Cumhuriyet Kitapları
ISBN: 978-605-4183-45-6
|
|
|
|
(Alışverişiniz güvence altında)
|
|
Sivas'ı unutma hakkımız var mı? Bence yok. Eğer unutmazsak yaşamı hak ederiz. Unutma diyor haritalardan Sivas. Unutma diyor mezarlıklar, çocuklar, bebelerimiz; geleceğimiz. Unutmayın ve anlatın diyorlar, Ben de anlattım, yazdım dilimin döndüğünce, yüreğim elverdiğince, bilincimle ve duyarlılığımla. Sivas'ı Unutmak, toplumsal, siyasal ve kültürel tarihimizin en önemli olaylarından biri olan Sivas katliamının gerçeğine bir damla katarsa kıvanç duyacağım.
İÇİNDEKİLER
- Yeni Basım İçin: Sivas Katliamından Bugüne Türkiye
- Sunu: Niçin "Sivas'ı Unutmak"?
- Aydınlık Bir Rüzgârdı Sivas, "Umut İnsanda" Diyenlere
- Sivas'ı Anlatmak Anadolu'yu ve Umudu Anlatmaktır
- Türkülerin Çığnldığı Sivas'tan İnsanların Yakıldığı Sivas'a
- Yediveren Anadolu'nun Sivas'ında 1 Temmuz 1993
- Aydınlık Bir Rüzgârdır Çağdaşımız Pir Sultan, Ölür Dirilir
- Çağların Pir Sultanlarından Günümüz Pir Sultanlarına
- Anadolu'nun Kültürel Yapısının Oluşumu ve Zenginliği
- Anadolu ve Kültür
- Sivas, 2 Temmuz 1993: Şenlikten Katliama Sıcağı Sıcağına
- Devlet Şeriata Kurban Verdi
- Şeriatın Sivas Katliamı
- Bir Bulut Kaynıyor Sivas Elinde
- Sivas: Şenlikten Katliama
- Sivas Katliamı Üzerine
- Sivas Katliamından Sonra Umuda ve Aydınlığa Çağrı
- Ey Çiçekler Neredesiniz?
- Laik Cumhuriyet ve Düşünce Özgürlüğü
- Laiklik ve Sivas Katliamı
- 1993 un En Önemli "Kültür" Olayı: Sivas Katliamı
- Fısıltıdan Dayanışmaya: Umut ve Aydınlık
- Dünden Bugüne Sivas
- 2 Temmuz'u Unutmak
- Sivas Dersleri
- Sivas'tan Sonra Sanatçı Olmanın Sorumluluğu
- Karanlığa Bir Işık
- Mustafa Kemal'in Devrimini Sürdürmek
- Sivas Katliamının Onuncu Yılında
- Onuncu Yılında Sivas Katliamının Verdiği Görev
- "Onlar Işık Oldular" İçin
- Sivas Katliamını Unutmak
- İki... Üç... Daha Fazla Kitapla Aydınlanmak: Sivas Katliamı Kitapları
- Sivas Katliamıyla İlgili Kitaplar
- "Sivas Kitabı"
- "Madımak Yangını: Sivas Katliamı Davası"
- Türkiye'yi Sevr'e Zorlayan Emperyalist Politikalar
- Sonuç Yerine: Sivas Katliamını Unutmak Nedir?
- Sivas Katliamı ile İlgili Kitaplar Kaynakçası
YENİ BASIM İÇİN
Sivas Katliamından Bugüne Türkiye
Siyasal tarihimizin dönüm noktalarından biri olan 2 Temmuzu unutmak mümkün mü?
Toplumsal tarihimizin depremlerinden biri olan Sivas katliamını unutmak mümkün mü?
Cumhuriyet'in temelinin atıldığı Sivas'tan 2 Temmuz 1993 katliamının gerçekleştirildiği Sivas'a gelmemizin nedenlerini ve sonuçlarını doğru kavrayabiliyor muyuz?
Bu kavrama, 2 Temmuz Sivas katliamından sonra yıllar boyunca yaşadıklarımızın ve bugüne gelişimizin temellerinin neler olduğunu gösteriyor mu?
Gösteriyorsa sorun yok; göstermiyorsa, yıllardır her 2 Temmuz'da yaptığımız gibi bir kez daha Sivas katliamını yapanları ve yaptıranları lanederiz, bir kez daha orada kaybettiğimiz dosdarımızı anarız ve acaba bundan sonra neler olacak diye yeni 2 Temmuzları bekleriz.
•Bugünün, emperyalizmin dünyayı fethetme politikalarının doludizgin uygulandığı küreselleşme koşullarında Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu, Orta Asya emperyalist politikaların odağını oluşturuyorsa;
•Bu bölgeye yönelik "büyükprojeler"m hayata geçirilmesi için vahşi kapitalizmin yaşam biçimleri amansızca dayatılıyorsa;
•"Böl ve yönet" stratejisinin ulus devletleri aşiretler, kabileler, mil
liyetler, dinler, mezhepler, tarikatlar (yani etnik ve dinsel farklı
lıklar) bağlamında parçalaması gündeme getiriliyorsa;
Bu bölgenin merkezindeki Türkiye'ye yönelik emperyalist politikaları anlamamız için Sivas katliamı en önemli anahtar olacak kadar hayat dersi vermeli bize.
Sivas katliamını, daha önceki birçok olayda olduğu gibi dinci bağnazlığın laikliğe, Alevilere, devrimcilere, solculara saldırması gibi kolayca bir yorumla ele almak; ülkemizi parçalamak yolunda önemli aşamalar kaydeden emperyalist politikaları anlamamaya, dolayısıyla üzerimize düşen politik görevleri ve sorumlulukları saptayamama-ya iter bizi; yani çaresizliğe ve umutsuzluğa mahkûm olmaya.
Öncesiyle ve sonrasıyla Sivas katliamı; yıllardır izlediği politikalarla dünya imparatorluğu olma yolundaki engelleri aşa aşa, adım adım gelen emperyalizmin Türkiye'mizi yeniden paylaşma heveslerinin ve Sevr'de kursaklarda kalan hayallerinin gerçekleştirilmesi yolundaki önemli odaklardan biridir.
Yaşadıklarımıza bakınca gördüğümüz:
•Türkiye'nin parçalanmış gösterildiği haritaların emperyalist Batı ülkelerinde masaların üstüne çıkarıldığı;
•Emperyalizmin Türklerin Anadolu'dan atılması projesinin yeniden ve artık açıkça dayatıldığı;
•Emperyalist ülkelerin parlamentolarında ardı ardına "Ermeni soykırımı" kararlarının alındığı, "Rum-Potztus soykırımı"mn (!) da yakında gündeme geleceğinin ortaya çıktığı;
•Irak'taki yeni yapılanmayla adım adım kurulan Kürt devletinin sınırlarımızı zorlamaya başladığı (bir aşiret reisinin cumhurbaşkanı, ötekinin bölge başkanı olduğu), stratejik müttefikimizin Kürt devleti söylemlerini desteklediği;
•Kıbrıs, Ege, İncirlik, ekümeniklik, ruhban okulları, türban, yaşamın her alanının dinselleştirilmesi, tarikatların devletin her kurumunu ele geçirmesi yolunda adımların atıldığı;
•Tarikadarın ittifakından oluşan dinci bir partinin parlamenter demokrasi yoluyla siyasal iktidara taşındığı;
•Atatürk'ten vazgeçilmesi, Kemalizm'in ilkelerinin izlerinin silinmesi için elden gelenin yapıldığı;
•Yani" Türkiye'nin mezarının kazıldığı" bu ağır gündemin birdenbire gelmediğini ve bu gündemin karabasan gibi oturmasında Sivas katliamının önemli bir payı olduğunu unutmamak zorundayız.
Bu zorunlulukla değerlendirdiğimiz zaman Sivas katliamının yaşamımızdaki öneminin nerden geldiği ve nasıl olduğu konusunda şunları söyleyebiliriz:
•Emperyalist işbirlikçi politikaların NATO'larla, CENTO'larla, soğuk savaş ve komünizme karşı set oluşturma, ılımlı İslam, yeşil kuşak uygulamalarıyla;
•Solun ve aydmlıkçı düşüncelerin sindirildiği operasyonlarla (genel olarak hiç eksilmeyen baskıların yanında sıkıyönetimlerin, 12 Mart'ların, 12 EylüTlerin sindirmeleriyle)^
•Tarikadarın dolarlarla beslenerek canlandınlmasıyla, çocuklarımızın ve gençlerimizin din eğitiminin kıskaçlarına teslim edilmesiyle;
•Atatürkçülüğün bağımsızlıkçı, laik, halkçı, devrimci, devletçi temellerinden koparılarak gösteri Atatürkçülüğüne dönüştürülmesiyle;
•Atatürk ulusçuluğunun/milliyetçiliğinin dincilikle bütünleşmiş bir ırkçı/işbirlikçi ideoloji ve yapılanmayla simgelenmesiyle yıllardır sürdürülen biçimlendirmelerin artık sonuç almaya doğru yükseldiğinin işaret edilmesinden başka bir şey değildir.
•Aynı zamanda cumhuriyetçi, bağımsızlıkçı, antiemperyalist güçlere bir gözdağı olan Sivas katliamıyla verilen işaret, adım adım uygulanan emperyalist politikaların artık Türk ulusundaki direnme ve Cumhuriyeti savunma duyarlılığını yok ettiği yolundaki bir emperyalist zafer işaretidir.
•Bir ulusun, Türk ulusunun uyanarak, emperyalist paylaşım projelerine karşı örgütlenerek, ayaklanarak, savaşarak Kurtuluş Sa-vaşı'yla ve Cumhuriyetle onurunu ve bağımsızlığını korumasının ilk adımının atıldığı, 4 Eylül 1919'la simgeleşen "Misakı Millici, bağımsızlıkçı irade' olan ve emperyalizm için elbette unutulmayacak bir ad olan Sivas'ta Cumhuriyet'in yıkılacağının haberinin verilmesi zafer sarhoşluğunun narasından başka bir şey değildir.
•Emperyalizm ve işbirlikçileri, Sivas'ta başlayan bir savaşla raflara kaldırılan Sevr'in yeniden gündeme getirilmesi ve Türklerin Anadolu'dan atılması için 1940 lı yılların ortalarından beri izledikleri politikaların sonucunu aldıklarını Sivas katliamını gerçekleştirerek ilan etmiştir.
•Sivas katliamı, emperyalizmin desteğiyle palazlanan ve onun politikalarını yurt içinde cansiperane uygulayan işbirlikçilerin Türkiye Cumhuriyeti'nden intikam almak için yıllar boyu sabırla bekledikleri günü ilan etmeleridir.
Emperyalizm ve işbirlikçilerinin Sivas katliamından bugüne kadar aldıkları yolun ne kadar önemli olduğu yaşadığımız dayatmalardan açıkça belli oluyor:
Duyarsızlaştırılmış, pasifize edilmiş, yurtseverlikten uzaklaştırılmış (kendi ülkesine düşman kesilmiş), Türk olduğunu söylemekten utanır hale getirilmiş, liberalleştirilmiş, kendi gücüne güvenmekten uzaklaşmış, kurtuluşu başka ülkelere sığınmakta ya da yamanmakta arayan, teslim olmaya hazır hale getirilmiş "sözde" aydınların ve adına "Sivil Toplum Örgütü" denilen kurumların çoğaldığı, yaygınlaştığı ve çeşidi desteklerle güçlendirildiği bir ülkede yaşıyoruz.
Ülkemizin bu hale gelmesinde 2 Temmuz 1993 Sivas katliamı önemli bir dönüm noktasıdır.
Öner Yağcı, 2009
SUNU
Niçin "Sivas'ı Unutmak"?
2 Temmuz 1993 Sivas katliamı, Türkiye'mizin siyasal-toplumsal-kültürel yaşamının dönüm noktalarından biridir.
Benim yaşamımın da dönüm noktalarından biri oldu. Kendimi sorguladım; bir insan, bir yurttaş, bir yazar, bir aydın olarak nasıl yaşıyorum, neler yapıyorum dedim kendime. Daha çok çalışmak, daha çok öğrenmek-öğretmek, daha çok üretmek-yaratmak; yaşama ve ülkeme daha çok sarılmak, yaşamı ve ülkemi daha çok sahiplenmek ve sevmek zorunluluğunu duyumsadım.
Sivas katliamından sonra geçen yılları gözümün önüne getirince, ülkemizin gerçekten de bir dönüm noktasından yeni dönümlere doğru amansız bir tempoyla sürüklendiğini görmenin hiç de zor bir iş olmadığını anladım. Demek ki, bu duyumsamayı daha bir bilinçle ve duyarlılıkla, daha bir kararlılıkla düşünceye dönüştürmek ve bu düşünce doğrultusundaki adımlarla yaşama geçirmek zorundaydık.
****
Sivas'ı Unutmak'ı 1997'de yayımlamıştım. Katliamdan sonraki birkaç yılda yaptığım değerlendirmeler yer alıyordu Sivas'ı Unutmak'ta.
1997'den beri de Sivas katliamıyla ilgili konuşmalar yaptım, yazılar yazdım. Sivas'ı Unutmak, 2 Temmuz 1993'ten beri katliamla ilgili birçok yerde yapüğrm konuşmaların yanı sıra; Aydınlık, Bahadırı, Bakış, Berfin Bahar, Bulancak, Cumhuriyet, Çağdaş Türk Dili, Damar, Edebiyat Gündemi, Eski, Gerçek, Gerçek Sanat, Gönüllerin Sesi, Güzel Yazılar, Haliç Edebiyat, İleri, Karşı, Kervan, Kitap Gazetesi, Kitap Günlüğü, Nokta, Özgür Yaşam, Tir Sultan Abdal, Toplumsal Barış, Türk Solu... dergi ya da gazetelerinin çeşitli sayılarında yazdığım yazıların bir kısmı ile; Aziz Nesin Aydınlığı, Yine de İyimser ve Yediveren adlı kitaplarımdan aldığım bölümlerden ve Bir Ben miyim Unutmayan, 1993 Kültür Sanat Yıllığı, Onlar Işık Oldular, Sivas Katliamı ve Şeriat, Sivas Kitabı... gibi Sivas katliamıyla ilgili kitaplarda yer alan yazılarımdan oluşuyor.
****
Sivas'ı Unutmak dedim, 2 Temmuz 1993, Sivas katliamını...
Kendi kendime soruyorum, niçin?
" Unutmamak" demeliydim, yapmamız gerekeni söylemeliydim.
Hiç değilse kitabın adında kendimizi kandırmalıydım.
Ama yapamadım.
Gerçeğin bizi aydınlığa ulaştıracağını düşündüm.
Her şeyi unuttuğumuz bir dünyada, bir ülkede Sivas katliamını da unuttuğumuz gerçeğinden kaçmak istemedim.
" Sivas" ve " unutmak" sözcükleri bunun için yan yana geldi.
Yaşamımızın dönüm noktasıydı oysa.
Ya da öyle olmalıydı.
Duyarsızlığa dur denmesinin zorunluluğuydu.
insan olmanın, çağcıl olmanın çığlığıydı.
Çanların bizim için çalmasıydı.
Sevdaya tırpanıydı ölümün.
Yaşamın savunulması bilincinin ve duyarlılığının yumruğunu sıkmasıydı.
Aklın-aydınlığın alçaklığa-zorbalığa dur demesi için bir fırsatıydı Anadolu'nun.
****
Yaşamımızın dönüm noktası kılamadık " 2 Temmuz" u, " Sivas" ı. Dur diyemedik duyarsızlığa insan sesimizle. Çığlığını duyamadık çağcıl olmanın, insan olmanın. Ölümün sevdayı tırpanlamaya devam etmesini engelleyemedik. Alçaklığa-zorbalığa yeter demenin fırsatını kullanamadık.
Aklı-aydınlığı sunamadık ülkemize.
****
Pir Sultan'ın diyarındaki yangının alevleri hâlâ yakıyor yüreğimizi.
Alçalıyoruz.
Milyonlarca yıldan bu yana ayağa kalkıp yükselen insan adını lekeledik bir daha.
İnsan olmaktan utanıyor, yaşamdan tiksiniyoruz.
Kimin yarası yok söyleyin?
Kim kanamıyor?
Kimin acımıyor yüreği?
Kimin " Sivas" deyince, " 2 Temmuz" deyince ürpermiyor vücudu?
Çoğumuzun mu yarası kanamıyor, yüreği acımıyor; çoğumuz mu ürpermiyoruz?
Öyleyse umut tükendi insandan demektir.
insandan umut tükenirse de yaşam ne biçime gelmiş demektir?
Tiksinmek gerek bu yaşamdan ama umudu da yitirmemek.
Umuttan daha iyi bir şey yoktur.
Onun için " umut insanda" dizesini sevmiştim Nâzım Hikmet'in.
Onun için bir kitabımın adını Umut İnsanda koymuştum.
Toprağımızın büyük aydınlık rüzgârlarından Nâzım Hikmet'in şiirleşmiş çığlığından esinlenmiştim.
Umut insanda diyenler için yazmıştım.
****
Sivas yangını unutulur, ya Sivas'ta yanmak?
Unutma hakkımız var mı? Bence yok.
Bağışlama hakkımız var mı? Bence yok.
Eğer unutmazsak yaşamı hak ederiz. Unutma diyor haritalardan Sivas.
Unutma diyor mezarlıklar, çocuklar, bebelerimiz; geleceğimiz. Unutmayın ve anlatın diyorlar.
Ben de anlattım, yazdım dilimin döndüğünce, yüreğim elverdiğince, bilincimle ve duyarlılığımla.
Ve Sivas'ı Unutmak dedim tüm yazdıklarıma.
****
Sivas'ı Unutmak'ın ilk bölümünde Sivas'ın aydınlık savaşımına yöneldim.
Anadolu'nun aydınlanma tarihinin anlamlı bir parçası olan Sivas'ın dününden baktım bugüne.
Türkülerin odağı bir ilin Pir Sultanlı, Kongreli günlerinden 2 Temmuz 1993'ekadarki yaşamını, Yediveren romanımdan esintilerle ve daha önce yazıp dergilerde yayımladığım yazılarla aktarmaya çalıştım.
ikinci bölüme Sivas katliamına tanıklığımın belgeleri olan yazıları koydum; bu yazılarda daha çok olayların gözleme dayanan ayrıntıları var.
Üçüncü bölümdeki yazılara, Sivas katliamından sonra aydınlığa ve umuda çağrı yazıları denilebilir.
Bu bölümdeki yazılar, ülkemizin birçok yerinde, birçok kurumda ve etkinlikte yaptığım konuşmalarla çeşidi dergilerde yayımlanan değerlendirmelerimden, denemelerimden oluşuyor.
Dördüncü bölüme, Sivas katliamı ile ilgili yayımlanmış kitaplarla ilgili yazılarımı aldım.
Kitap boyunca birçok yinelemeyle karşı karşıya kalacaksınız.
Bunlardan dolayı hoşgörü bekliyorum.
Olayın belgeselliğini ancak böyle sunabileceğimi düşündüm.
Zaman zaman yinelemeler sıkıcı da olsa; örneğin olayların anlatımında, olayların romanlaştırılmış biçiminde ve çeşitli yazılarda karşınıza çıkan gerçeklikler aynı cümlelerle aktarılmış olsa da hoşgörün.
Sivas'ı Unutmak, toplumsal, siyasal ve kültürel tarihimizin en önemli olaylarından biri olan Sivas katliamının gerçeğine bir damla katarsa kıvanç duyacağım.
Öner Yağcı, 1997
YENİ BASIM İÇİN
Sivas Katliamından Bugüne Türkiye
Siyasal tarihimizin dönüm noktalarından biri olan 2 Temmuzu unutmak mümkün mü?
Toplumsal tarihimizin depremlerinden biri olan Sivas katliamını unutmak mümkün mü?
Cumhuriyet'in temelinin atıldığı Sivas'tan 2 Temmuz 1993 katliamının gerçekleştirildiği Sivas'a gelmemizin nedenlerini ve sonuçlarını doğru kavrayabiliyor muyuz?
Bu kavrama, 2 Temmuz Sivas katliamından sonra yıllar boyunca yaşadıklarımızın ve bugüne gelişimizin temellerinin neler olduğunu gösteriyor mu?
Gösteriyorsa sorun yok; göstermiyorsa, yıllardır her 2 Temmuz'da yaptığımız gibi bir kez daha Sivas katliamını yapanları ve yaptıranları lanederiz, bir kez daha orada kaybettiğimiz dosdarımızı anarız ve acaba bundan sonra neler olacak diye yeni 2 Temmuzları bekleriz.
•Bugünün, emperyalizmin dünyayı fethetme politikalarının doludizgin uygulandığı küreselleşme koşullarında Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu, Orta Asya emperyalist politikaların odağını oluşturuyorsa;
•Bu bölgeye yönelik "büyükprojeler"m hayata geçirilmesi için vahşi kapitalizmin yaşam biçimleri amansızca dayatılıyorsa;
•"Böl ve yönet" stratejisinin ulus devletleri aşiretler, kabileler, milliyetler, dinler, mezhepler, tarikatlar (yani etnik ve dinsel farklılıklar) bağlamında parçalaması gündeme getiriliyorsa;
Bu bölgenin merkezindeki Türkiye'ye yönelik emperyalist politikaları anlamamız için Sivas katliamı en önemli anahtar olacak kadar hayat dersi vermeli bize.
Sivas katliamını, daha önceki birçok olayda olduğu gibi dinci bağnazlığın laikliğe, Alevilere, devrimcilere, solculara saldırması gibi kolayca bir yorumla ele almak; ülkemizi parçalamak yolunda önemli aşamalar kaydeden emperyalist politikaları anlamamaya, dolayısıyla üzerimize düşen politik görevleri ve sorumlulukları saptayamama-ya iter bizi; yani çaresizliğe ve umutsuzluğa mahkûm olmaya.
Öncesiyle ve sonrasıyla Sivas katliamı; yıllardır izlediği politikalarla dünya imparatorluğu olma yolundaki engelleri aşa aşa, adım adım gelen emperyalizmin Türkiye'mizi yeniden paylaşma heveslerinin ve Sevr'de kursaklarda kalan hayallerinin gerçekleştirilmesi yolundaki önemli odaklardan biridir.
Yaşadıklarımıza bakınca gördüğümüz:
•Türkiye'nin parçalanmış gösterildiği haritaların emperyalist Batı ülkelerinde masaların üstüne çıkarıldığı;
•Emperyalizmin Türklerin Anadolu'dan atılması projesinin yeniden ve artık açıkça dayatıldığı;
•Emperyalist ülkelerin parlamentolarında ardı ardına "Ermeni soykırımı" kararlarının alındığı, "Rum-Potztus soykırımı"mn (!) da yakında gündeme geleceğinin ortaya çıktığı;
•Irak'taki yeni yapılanmayla adım adım kurulan Kürt devletinin sınırlarımızı zorlamaya başladığı (bir aşiret reisinin cumhurbaşkanı, ötekinin bölge başkanı olduğu), stratejik müttefikimizin Kürt devleti söylemlerini desteklediği;
•Kıbrıs, Ege, İncirlik, ekümeniklik, ruhban okulları, türban, yaşamın her alanının dinselleştirilmesi, tarikatların devletin her kurumunu ele geçirmesi yolunda adımların atıldığı;
•Tarikadarın ittifakından oluşan dinci bir partinin parlamenter demokrasi yoluyla siyasal iktidara taşındığı;
•Atatürk'ten vazgeçilmesi, Kemalizm'in ilkelerinin izlerinin silinmesi için elden gelenin yapıldığı;
•Yani" Türkiye'nin mezarının kazıldığı" bu ağır gündemin birdenbire gelmediğini ve bu gündemin karabasan gibi oturmasında Sivas katliamının önemli bir payı olduğunu unutmamak zorundayız.
Bu zorunlulukla değerlendirdiğimiz zaman Sivas katliamının yaşamımızdaki öneminin nerden geldiği ve nasıl olduğu konusunda şunları söyleyebiliriz:
•Emperyalist işbirlikçi politikaların NATO'larla, CENTO'larla, soğuk savaş ve komünizme karşı set oluşturma, ılımlı İslam, yeşil kuşak uygulamalarıyla;
•Solun ve aydmlıkçı düşüncelerin sindirildiği operasyonlarla (genel olarak hiç eksilmeyen baskıların yanında sıkıyönetimlerin, 12 Mart'ların, 12 Eylül'lerin sindirmeleriyle;
•Tarikadarın dolarlarla beslenerek canlandınlmasıyla, çocuklarımızın ve gençlerimizin din eğitiminin kıskaçlarına teslim edilmesiyle;
•Atatürkçülüğün bağımsızlıkçı, laik, halkçı, devrimci, devletçi temellerinden koparılarak gösteri Atatürkçülüğüne dönüştürülesiyle;
•Atatürk ulusçuluğunun/milliyetçiliğinin dincilikle bütünleşmiş bir ırkçı/işbirlikçi ideoloji ve yapılanmayla simgelenmesiyle yıllardır sürdürülen biçimlendirmelerin artık sonuç almaya doğru yükseldiğinin işaret edilmesinden başka bir şey değildir.
•Aynı zamanda cumhuriyetçi, bağımsızlıkçı, antiemperyalist güçlere bir gözdağı olan Sivas katliamıyla verilen işaret, adım adım uygulanan emperyalist politikaların artık Türk ulusundaki direnme ve Cumhuriyeti savunma duyarlılığını yok ettiği yolundaki bir emperyalist zafer işaretidir.
•Bir ulusun, Türk ulusunun uyanarak, emperyalist paylaşım projelerine karşı örgütlenerek, ayaklanarak, savaşarak Kurtuluş Savaşı'yla ve Cumhuriyetle onurunu ve bağımsızlığını korumasının ilk adımının atıldığı, 4 Eylül 1919'la simgeleşen "Misakı Millici, bağımsızlıkçı irade' olan ve emperyalizm için elbette unutulmayacak bir ad olan Sivas'ta Cumhuriyet'in yıkılacağının haberinin verilmesi zafer sarhoşluğunun narasından başka bir şey değildir.
•Emperyalizm ve işbirlikçileri, Sivas'ta başlayan bir savaşla raflara kaldırılan Sevr'in yeniden gündeme getirilmesi ve Türklerin Anadolu'dan atılması için 1940'lı yılların ortalarından beri izledikleri politikaların sonucunu aldıklarını Sivas katliamını gerçekleştirerek ilan etmiştir.
•Sivas katliamı, emperyalizmin desteğiyle palazlanan ve onun politikalarını yurt içinde cansiperane uygulayan işbirlikçilerin Türkiye Cumhuriyeti'nden intikam almak için yıllar boyu sabırla bekledikleri günü ilan etmeleridir.
Emperyalizm ve işbirlikçilerinin Sivas katliamından bugüne kadar aldıkları yolun ne kadar önemli olduğu yaşadığımız dayatmalardan açıkça belli oluyor:
Duyarsızlaştırılmış, pasifize edilmiş, yurtseverlikten uzaklaştırılmış (kendi ülkesine düşman kesilmiş), Türk olduğunu söylemekten utanır hale getirilmiş, liberalleştirilmiş, kendi gücüne güvenmekten uzaklaşmış, kurtuluşu başka ülkelere sığınmakta ya da yamanmakta arayan, teslim olmaya hazır hale getirilmiş "sözde" aydınların ve adına "Sivil Toplum Örgütü" denilen kurumların çoğaldığı, yaygınlaştığı ve çeşidi desteklerle güçlendirildiği bir ülkede yaşıyoruz.
Ülkemizin bu hale gelmesinde 2 Temmuz 1993 Sivas katliamı önemli bir dönüm noktasıdır.
Öner Yağcı, 2009
SUNU
Niçin "Sivas'ı Unutmak"?
2 Temmuz 1993 Sivas katliamı, Türkiye'mizin siyasal-toplumsal-kültürel yaşamının dönüm noktalarından biridir.
Benim yaşamımın da dönüm noktalarından biri oldu. Kendimi sorguladım; bir insan, bir yurttaş, bir yazar, bir aydın olarak nasıl yaşıyorum, neler yapıyorum dedim kendime. Daha çok çalışmak, daha çok öğrenmek-öğretmek, daha çok üretmek-yaratmak; yaşama ve ülkeme daha çok sarılmak, yaşamı ve ülkemi daha çok sahiplenmek ve sevmek zorunluluğunu duyumsadım.
Sivas katliamından sonra geçen yılları gözümün önüne getirince, ülkemizin gerçekten de bir dönüm noktasından yeni dönümlere doğru amansız bir tempoyla sürüklendiğini görmenin hiç de zor bir iş olmadığını anladım. Demek ki, bu duyumsamayı daha bir bilinçle ve duyarlılıkla, daha bir kararlılıkla düşünceye dönüştürmek ve bu düşünce doğrultusundaki adımlarla yaşama geçirmek zorundaydık.
****
Sivas'ı Unutmak'ı 1997'de yayımlamıştım. Katliamdan sonraki birkaç yılda yaptığım değerlendirmeler yer alıyordu Sivas'ı Unutmak'ta.
1997'den beri de Sivas katliamıyla ilgili konuşmalar yaptım, yazılar yazdım. Sivas'ı Unutmak, 2 Temmuz 1993'ten beri katliamla ilgili birçok yerde yapüğrm konuşmaların yanı sıra; Aydınlık, Bahadırı, Bakış, Berfin Bahar, Bulancak, Cumhuriyet, Çağdaş Türk Dili, Damar, Edebiyat Gündemi, Eski, Gerçek, Gerçek Sanat, Gönüllerin Sesi, Güzel Yazılar, Haliç Edebiyat, İleri, Karşı, Kervan, Kitap Gazetesi, Kitap Günlüğü, Nokta, Özgür Yaşam, Tir Sultan Abdal, Toplumsal Barış, Türk Solu... dergi ya da gazetelerinin çeşitli sayılarında yazdığım yazıların bir kısmı ile; Aziz Nesin Aydınlığı, Yine de İyimser ve Yediveren adlı kitaplarımdan aldığım bölümlerden ve Bir Ben miyim Unutmayan, 1993 Kültür Sanat Yıllığı, Onlar Işık Oldular, Sivas Katliamı ve Şeriat, Sivas Kitabı... gibi Sivas katliamıyla ilgili kitaplarda yer alan yazılarımdan oluşuyor.
****
Sivas'ı Unutmak dedim, 2 Temmuz 1993, Sivas katliamını...
Kendi kendime soruyorum, niçin?
" Unutmamak" demeliydim, yapmamız gerekeni söylemeliydim.
Hiç değilse kitabın adında kendimizi kandırmalıydım.
Ama yapamadım.
Gerçeğin bizi aydınlığa ulaştıracağını düşündüm.
Her şeyi unuttuğumuz bir dünyada, bir ülkede Sivas katliamını da unuttuğumuz gerçeğinden kaçmak istemedim.
"Sivas" ve "unutmak" sözcükleri bunun için yan yana geldi.
Yaşamımızın dönüm noktasıydı oysa.
Ya da öyle olmalıydı.
Duyarsızlığa dur denmesinin zorunluluğuydu.
insan olmanın, çağcıl olmanın çığlığıydı.
Çanların bizim için çalmasıydı.
Sevdaya tırpanıydı ölümün.
Yaşamın savunulması bilincinin ve duyarlılığının yumruğunu sıkmasıydı.
Aklın-aydınlığın alçaklığa-zorbalığa dur demesi için bir fırsatıydı Anadolu'nun.
****
Yaşamımızın dönüm noktası kılamadık "2 Temmuz" u, " Sivas" ı. Dur diyemedik duyarsızlığa insan sesimizle. Çığlığını duyamadık çağcıl olmanın, insan olmanın. Ölümün sevdayı tırpanlamaya devam etmesini engelleyemedik. Alçaklığa-zorbalığa yeter demenin fırsatını kullanamadık.
Aklı-aydınlığı sunamadık ülkemize.
****
Pir Sultan'ın diyarındaki yangının alevleri hâlâ yakıyor yüreğimizi.
Alçalıyoruz.
Milyonlarca yıldan bu yana ayağa kalkıp yükselen insan adını lekeledik bir daha.
İnsan olmaktan utanıyor, yaşamdan tiksiniyoruz.
Kimin yarası yok söyleyin?
Kim kanamıyor?
Kimin acımıyor yüreği?
Kimin "Sivas" deyince, "2 Temmuz" deyince ürpermiyor vücudu?
Çoğumuzun mu yarası kanamıyor, yüreği acımıyor; çoğumuz mu ürpermiyoruz?
Öyleyse umut tükendi insandan demektir.
insandan umut tükenirse de yaşam ne biçime gelmiş demektir?
Tiksinmek gerek bu yaşamdan ama umudu da yitirmemek.
Umuttan daha iyi bir şey yoktur.
Onun için "umut insanda" dizesini sevmiştim Nâzım Hikmet'in.
Onun için bir kitabımın adını Umut İnsanda koymuştum.
Toprağımızın büyük aydınlık rüzgârlarından Nâzım Hikmet'in şiirleşmiş çığlığından esinlenmiştim.
Umut insanda diyenler için yazmıştım.
****
Sivas yangını unutulur, ya Sivas'ta yanmak?
Unutma hakkımız var mı? Bence yok.
Bağışlama hakkımız var mı? Bence yok.
Eğer unutmazsak yaşamı hak ederiz. Unutma diyor haritalardan Sivas.
Unutma diyor mezarlıklar, çocuklar, bebelerimiz; geleceğimiz. Unutmayın ve anlatın diyorlar.
Ben de anlattım, yazdım dilimin döndüğünce, yüreğim elverdiğince, bilincimle ve duyarlılığımla.
Ve Sivas'ı Unutmak dedim tüm yazdıklarıma.
****
Sivas'ı Unutmak'ın ilk bölümünde Sivas'ın aydınlık savaşımına yöneldim.
Anadolu'nun aydınlanma tarihinin anlamlı bir parçası olan Sivas'ın dününden baktım bugüne.
Türkülerin odağı bir ilin Pir Sultanlı, Kongreli günlerinden 2 Temmuz 1993'ekadarki yaşamını, Yediveren romanımdan esintilerle ve daha önce yazıp dergilerde yayımladığım yazılarla aktarmaya çalıştım.
ikinci bölüme Sivas katliamına tanıklığımın belgeleri olan yazıları koydum; bu yazılarda daha çok olayların gözleme dayanan ayrıntıları var.
Üçüncü bölümdeki yazılara, Sivas katliamından sonra aydınlığa ve umuda çağrı yazıları denilebilir.
Bu bölümdeki yazılar, ülkemizin birçok yerinde, birçok kurumda ve etkinlikte yaptığım konuşmalarla çeşidi dergilerde yayımlanan değerlendirmelerimden, denemelerimden oluşuyor.
Dördüncü bölüme, Sivas katliamı ile ilgili yayımlanmış kitaplarla ilgili yazılarımı aldım.
Kitap boyunca birçok yinelemeyle karşı karşıya kalacaksınız.
Bunlardan dolayı hoşgörü bekliyorum.
Olayın belgeselliğini ancak böyle sunabileceğimi düşündüm.
Zaman zaman yinelemeler sıkıcı da olsa; örneğin olayların anlatımında, olayların romanlaştırılmış biçiminde ve çeşitli yazılarda karşınıza çıkan gerçeklikler aynı cümlelerle aktarılmış olsa da hoşgörün.
Sivas'ı Unutmak, toplumsal, siyasal ve kültürel tarihimizin en önemli olaylarından biri olan Sivas katliamının gerçeğine bir damla katarsa kıvanç duyacağım.
Öner Yağcı, 1997
ÖNER YAĞCI
SİVAS'I UNUTMAK
Sivas'ı unutma hakkımız var mı? Bence yok. Eğer unutmazsak yaşamı hak ederiz. Unutma diyor haritalardan Sivas. Unutma diyor mezarlıklar, çocuklar, bebelerimiz; geleceğimiz. Unutmayın ve anlatın diyorlar, Ben de anlattım, yazdım dilimin döndüğünce, yüreğim elverdiğince, bilincimle ve duyarlılığımla. Sivas'ı Unutmak, toplumsal, siyasal ve kültürel tarihimizin en önemli olaylarından biri olan Sivas katliamının gerçeğine bir damla katarsa kıvanç duyacağım.
Öner YAĞCI
|
|
KARDELEN
Öner Yağcı
|

Öner Yağcı insani direnişin simge yapıtlarından olan Kardelen'de, bir kız çocuğunun 12 Eylül'le hesaplaşmasını anlatıyor; Kardelen'in...
Detaylı Bilgi |
10.00 7.00
|
|
AYDINLIK AŞKIYLA
Öner Yağcı
|

Aydınlık Aşkıyla, yaşamlanyla ülkemize değer katan büyük aydınlarımızı bir kez daha anıyor. Aydınlanma savaşımımızın temellerini anlatı...
Detaylı Bilgi |
15.00 10.50
|
|
|
| ŞERİAT SARMALINDA TÜRKİYE |  | |
Doç. Dr. Bahriye Üçok:
Gericiliğe ve yobazlığa karşı bilimsel yollarla savaşım vermi... Detaylı Bilgi | 7.00/ YTL | |
|
|  | | IŞIK ÜLKESİ LİKYA Anadolu Mitolojisi 2 |  | | Hasan Barışcan’ın gençleri “Anadolu Mitolojisi” ile buluşturan ikinci kitabı Işık Ülkesi Likya’da İkaros’t... Detaylı Bilgi | 9.10/ YTL | |
|
|
İNSAN BİR ORMANDIR Oktay Akbal |  | | Akbal'ın dünyasında ilginç bir değişimin öyküsünü izliyorsunuz. Bu kez, amacı, geçmişi son olarak anımsayıp anı... Detaylı Bilgi | 7.70/ YTL | |
|
|  | DEMOKRASİSİZ DEMOKRASİ Aykırı Yazılar 2 Özdemir İnce |  | | Kardeşlik olmaksızın demokrasinin olamayacağını anlatıyor Özdemir İnce: “Kardeşliğin yol gösterdiği özgürlük ve eşitlik... Detaylı Bilgi | 11.20/ YTL | |
|
|
İmam Mehdi'den Humeyni'ye İRAN Miyase İlknur |  | Bu kitapta, İran'ın bugün yaşadığı çalkantının nedeni olarak görülen yönetim anlayışı; yönetim anlayışının dayandığı siyasi düşünce ve bu siyasi düşün... Detaylı Bilgi | 11.00/7.70 | |
|
|  | BİR IŞIK OLSUN YETER Ayşe Şenel Girgin |  | Ayşe Şenel Girgin, deneyimli bir gazeteci, iki çocuk büyütmüş bir anne, yaşamın zorluklarıyla yılmadan mücadele edere... Detaylı Bilgi | 12.00/8.40 | |
|
|
|
| |