"AKP iktidarı deveyi havuduyla yutan bir yolsuzluk siyasetinin ve hırsının zebunu oldu... Lider tayfası, akraba taallukat, damat gelin, çoluk çocuk birdenbire nasıl zenginleştiler?.. 300 küsur sayfalık kitapta kanıtları, belgeleriyle birlikte AKP yolsuzlukları anlatıla anlatıla bitirilemiyor..."
İLHAN SELÇUK
"İlhan Taşçı dört dörtlük bir araştırma yapmış, ülkemizi kimlerin yönettiğini ve 'marifetlerini' belgelerle konuşturmuş. Tarikat-siyaset-ticaret üçgeninde ortaklaşa hortum ve karanlık ilişkiler...İlhan Taşcı'yı kutluyorum. Kravatlı soygunculann eseri olan 'maskesiz soygunu' yakalamış, 'bir AKP belgeseli' yapmış ve kitap yazmış. Mutlaka okuyun." EMİN ÇÖLAŞAN
"Yolsuzlukla savaşın söylemiyle yola çıkan, ama kendi döneminde yolsuzluk markası 'alidibo' yu yaratan iktidarın başbakanının, bakanlarının; kardeşler, çocuklar, enişteler, damatlar ve yandaşlarının ekonomisinin hızla gelişip serpilişinin dünden bugüne belgeli öyküsü... Bu kitabı alın ve okuyun ki, bütün gerçekleri öğrenin!"
ALİ SİRMEN
"Vurgunun, soygunun, yolsuzluğun belgeseli olan 'Maskesiz Soygun' AKP iktidarının gerçek yüzünü ortaya koyuyor... Ye babam ye!.."
HİKMET ÇETİNKAYA
ÖNSÖZ
İşimiz ne bizim? Yaşamı özetlemekten öte ne iş yaparız biz?
Yaşama tanıklık ederiz. Herkesin önünden hızla akıp geçerken olup bitenler, biz onlara bakmakla kalmayız, kalamayız... Kaçırmayız, peşinden koşarız, yakasından, paçasından, ama mutlaka tutar yakalarız. Yakalayamazsak, biz, biz olmayız.
Haber avlamak bizim içgüdümüzdür. içimizde var olan bir gizli itenek gibidir, tutulmaz, durdurulamaz bir istek gibidir haber avına çıkmak. Haber doludizgin gidiyorsa da, sinsi sinsi gölgede sürünüyorsa da, korunaklı duvarlar ardında saklanıyorsa da, mutlaka bulur, kavrar, üstüne atılır, ele geçirir, didik didik ederiz. Gazeteciliğin doğa yasasıdır bu, karşı çıktın mı, gevşedin mi, avlanamadın mı, doğal seçme gelir seni bulur, yok olursun...
Yok olmamak için avlanırken yanlış da yapmaman gerekir. İçten içe denetlendiğinin farkında olursun hep. Her ne kadar yıprandığı söylense de meslek ölçütlerince adım adım izlenirsin. Bir kere yalan yazarsan ayıplanırsın, yalanların sürerse "yine sallamış" gülümsemeleri ile çevrelenirsin. Güvenilmez olur, zayıflar, erir gidersin. Başkasının avladığı haberi çalarsan da, çakal yerine konursun, beş kuruşluk değerin kalmaz.
Meslekte ayakta durabilmek demek, kamuoyunun bilgi edinme hakkına düpedüz sahip çıkmak demektir aynı zamanda. Dimdik, kırılmadan, bükülmeden, susta durmadan, göbek atmadan, "adam sen de"ye kaçmadan, kimseye kanmadan, açıkçası avlanmadan gerçeği yazabilmektir.
"Hangi gerçeği?" diyecek olursanız... Herkesin kendine göre bir gerçeği vardır masalına inanmayanlardanız. Nesnellik, gerçeği olduğu gibi yazdığınız sürece vardır zaten. Yorulmaz, yüksünmezseniz; yüreğinizi mangalda kızartacak kadar cesaretiniz varsa, "ileride enseyi karartmayalım sonra" diye düşünmüyorsanız eğer, değerli kardeşim, meslektaşım İlhan Taşçı gibi adamakıllı gazeteci olursunuz.
Oturur, gıdım gıdım araştırır, her şeyi belgeler, olaylar arasındaki bağlantıları kurar, onları arı, duru, okunur yaparsanız eğer; uzakta, sisli, puslu görünen "dağlar"in doruğuna çıkar, aşağıda ve yukarıda ne olduğunu bir çırpıda anlayıverirsiniz...
İlhan Taşçı, bir parlak ayna tutmuş yüzümüze yüzümüze... Öndekiler çok belli, adları sanlarıyla varlar. Ya arka izdüşümünde ne görünüyor? Bizler mi, sizler mi, onlar mı?
Işık KANSU
BAŞLARKEN
Türkiye 4 Kasım 2002 sabahında, "milli görüş" gömleğini bir çırpıda çıkartarak, kendisini "muhafazakâr demokrat" olarak tanımlamaya başlayan AKP iktidarına gözünü açtı.
Artık AKP Türkiye'de tek başına iktidar; siyasi yasaklı lideri de "kişiye özel" anayasal ve yasal değişikliğin ardından başbakan olmuştu.
Yolsuzlukla mücadelenin öncelikli hedefi olduğunu sık sık dile getiren iktidar, kabine üyeleri hakkında, hayali ihracattan toplu gümrük kaçakçılığına, sahte fatura düzenlemekten vergi kaçakçılığına kadar birçok suçlamaya ilişkin müfettiş raporlarını, yargı kararlarını ve soruşturma dosyalarını ise görmezden gelmişti.
İktidar "suçlu" bulduğu önceki hükümet üyelerini birer birer Yüce Divan'a sevk ederken; aralarında kabine üyelerinin de bulunduğu yirmi bine yakın yolsuzluk ve usulsüzlük sanığının affedilmesi için uğraşmıştı...
"Hortumları keseceğini" ve "yolsuzlukların ümüğünü" sıkacağını iddia eden Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığın yanı sıra ticaretle uğraşmasının yoğun olarak eleştirildiği günlerdi. Erdoğan "ticaret yapmadan" başbakanlık maaşı ile geçinemeyeceğinden yakınırken, şirketlerinin devletle tek ilişkisinin "helal kazancının vergisini ödemek" olduğunu söylüyordu...
Bu açıklamanın ardından bir gazeteci heyecanı ve merakıyla başbakanın şirketlerinin ne kadar vergi ödediği sorusunun peşine takıldım. Hiç de beklemediğim, çarpıcı bir tabloydu karşılaştığım.
Vergi Barışı Yasası ile başbakanın ortağı olduğu şirketler başta olmak üzere, kabine üyelerinin, iktidar yandaşlarının, sorunlu olabilecek ekonomik sayfaları temizleniyordu. Kimlerin, nasıl "kurtarıldıkları" sorusunun yanıtı ise bu kitabın ana çıkış noktasını oluşturdu.
11 Eylül saldırılarının sorumlusu olarak gösterilen El Kaide'yi finanse ettiği gerekçesiyle malvarlığı tüm dünyada dondurulan şirket bile AKP iktidarı döneminde bağışlanıyordu. Başbakan tüm dünyanın ve Bakanlar Kurulu kararıyla da Türkiye'nin "terörist" kabul ettiği kişiye "parası kadar kefil" oluyor, "teröristin" hayırseverliğine ise tüm ülkenin inanmasını bekliyordu. Hatta kişisel kefaletini devlet işlerine karıştırıp, resmi kayıtlarda terörist olarak nitelendirilen kişinin davasından devlet adına feragat etmeye çalışıyordu.
Başbakan Erdoğan sürekli "hortumların kesildiğini" söylüyordu... Ama ortada ne kesilen hortum vardı ne de "damardan girilip" gün ışığına çıkartılan yolsuzluk... Meydanlardaki söylemleriyle baş başa kalmış bir başbakan vardı. Başbakan meydanlarda "yolsuzluğun belgesini getirin, kafalarını koparalım" derken, kendi partisi içinde yolsuzluk kamburuyla dolaşanları görmezden gelmişti.
Vergi kaçakçıları, hayali ihracatçılar, sahte fatura düzenleyenler, ihaleye fesat karıştıranlar, zimmetine para geçirenler dokunulmazlık zırhlarıyla korunmuş ve bağışlanmışlardı.
AKP iktidarı boyunca, Erdoğan ve yol arkadaşları, kardeşler, çocuklar, enişteler, kızlar, damatlar ve kız kardeşler ekonomik yönden "değişmiş", gelişmiş ve serpilmişler; serpilmeyi de son kuruşuna kadar sürdürmüşlerdi...
Kendi beyanına göre kişisel serveti milyon dolarla ifade edilen başbakanın çocuklarının "gemi yüküyle" servetleri ve trilyonluk villaları da bu hesaba dahil değildi. 500 YTL maaşla çalışırken, başbakan babasının deyimiyle "iş takibi yapmak yerine" 2.5 milyon dolara gemi alan, 1 milyon YTL'ye villa sahibi olan oğulların öyküsü de iktidarın seyir defterine işleniyordu.
"Yoksulluğu, yolsuzluğu" ve "işsizliği çözüp rant dağıtan parti olmayacağını" savunan, bir anlamda "afla kalkınma partisinin" görül(mey)en yüzü ise "af dağı"nın ardında kalmıştı. Af Dağının Ardındaki AKP adlı kitabımda üç yıllık AKP iktidarının yolsuzluk konusundaki samimiyet sınavının öyküsünü yazmıştım. AKP iktidarı o günlerden bugüne gelinceye kadar köprünün altından o kadar çok sular ve "belgeler" aktı ki, kitabın yeni belgelerle güncellenmesi kaçınılmaz oldu. Metinler üzerinde yeni düzenlemeler yapıldı. Elinizdeki kitapta, birinci kitaba eklenen yeni bilgi ve belgeler; yani yapılan yeni yolsuzluklar, öyküsüyle birlikte var.
Çalışmadaki hiçbir iddianın duygusal yanı yok... Çalışmada bilinenlerle birlikte bilinmeyenleri, resmi belgelere dayanarak irdeledim. İşlenen konuların tamamı resmi kayıtlarda yer alan müfettiş raporları, soruşturma ve dava dosyalarındaki belgeler, mahkeme kararları, tapu kayıtları ve devlet kurumlarına ait resmi yazışmalara dayanıyor.
İktidarı süresince AKP, adam kayırma, ihale peşkeşleri, kadrolaşma ve türetilen zenginleriyle anıldı. Bugüne değin yolsuzluklara karşı savaşım veren tek iktidarmışçasma mücadeleyi düşürmeyen AKP'nin iktidarı boyunca "demokrasi tramvayı"nın uğradığı her durakta adının yolsuzluklarla anılmasının öyküsüdür yazılanlar.
İlhan TAŞÇI
Eylül 2008, Ankara
İLHAN TAŞÇI
Bir AKP 'Belge'seli MASKESİZ SOYGUN
"AKP iktidarı deveyi havuduyla yutan bir yolsuzluk siyasetinin ve hırsının zebunu oldu... Lider tayfası, akraba taallukat, damat gelin, çoluk çocuk birdenbire nasıl zenginleştiler?.. 300 küsur sayfalık kitapta kanıtları, belgeleriyle birlikte AKP yolsuzlukları anlatıla anlatıla bitirilemiyor..."
İLHAN SELÇUK
"İilhan Taşçı dört dörtlük bir araştırma yapmış, ülkemizi kimlerin yönettiğini ve 'marifetlerini' belgelerle konuşturmuş. Tarikat-siyaset-ticaret üçgeninde ortaklaşa hortum ve karanlık ilişkiler...İlhan Taşcı'yı kutluyorum. Kravatlı soygunculann eseri olan 'maskesiz soygunu' yakalamış, 'bir AKP belgeseli' yapmış ve kitap yazmış. Mutlaka okuyun." EMİN ÇÖLAŞAN
"Yolsuzlukla savaşın söylemiyle yola çıkan, ama kendi döneminde yolsuzluk markası 'alidibo' yu yaratan iktidarın başbakanının, bakanlarının; kardeşler, çocuklar, enişteler, damatlar ve yandaşlarının ekonomisinin hızla gelişip serpilişinin dünden bugüne belgeli öyküsü... Bu kitabı alın ve okuyun ki, bütün gerçekleri öğrenin!"
ALİ SİRMEN
"Vurgunun, soygunun, yolsuzluğun belgeseli olan 'Maskesiz Soygun' AKP iktidarının gerçek yüzünü ortaya koyuyor... Ye babam ye!.."
HİKMET ÇETİNKAYA