| |
|
|
Ek Bilgiler:
Kategori: Gezi
ISBN: 978-9944-150-56-9
|
|
|
|
(Alışverişiniz güvence altında)
|
|
Avustralyalılar 1915’te binlerce kilometre öteden gelip Çanakkale Boğazı’na arkadan dolanmaya girişmiş ya... Yıllar sonra Türkler de Anadolu’dan çıkmışlar Avustralya’ya sefer eylemişler.
Onlar İngiltere hatırına, bizimkiler ekmek parası için...
Bu kitabın omurgasını da buradan oluşturduk. Avustralya’dan Çanakkale’ye gelenlere karşı, deyiş yerindeyse Çanakkale’den Avustralya’ya gidenler!
İÇİNDEKİLER
- Önsöz
- BİRİNCİ BÖLÜM: ÇANAKKALE
- Çıkarma Saatinde Anzak Koyunda
- Horoz Sesleriyle Anafartalar’da
- Mustafa Kemal Evi’nde
- 57. Alay Yolu
- Kemalyeri Nasıl Kemalyeri Oldu?
- Cephede Karmen
- Nikola, Mehmet, Todori, Mustafa, Salomon...
- Çanakkale Türküsü’nün Öyküsü
- Dur Yolcu
- Çanakkale Bilinci 24 Saat Açık
- Yabancı Gözüyle Çanakkale: Mustafa Kemal Yeteneği!. . .
- Ecevit’in Şiiriyle Çanakkale
- İKİNCİ BÖLÜM: AVUSTRALYA’YA TÜRK ÇIKARMASI
- Yorgunlukla Yolgunluk Arasında
- İki Göç Bir Yangın Demektir
- “Dünyada Türkçeden Başka Dil de Konuşuluyormuş!” . . .
- Sidney’den Bornova Acemi Er Kışlasına
- Alevi Kültür Merkezi’nde: Bir Olalım!
- Avustralya’da Sürgün Veren Bir Spor Sürgünü
- Katolik Üniversitesinde Fethullah Gülen Kürsüsü
- “Türkiye... Haaa... Allah-u Ekber”
- Gül Mehmet’le Molla Abdullah
- ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: ANZAKLARIN İZİNDE
- Anzak Bilinci Hep Diri Tutuluyor
- Kitabevi Raflarındaki Gelibolu
- Canberra’daki Atatürk Barış Parkı
- Anzak Tarih Müzesinde: Çanakkale Unutulmaz!
- Anzak Türkleri
- Avustralyalıların Çanakkale Türküsü: Waltzing Matilda
- DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: SON KITA: AVUSTRALYA
- Avustralya: Dünyanın Dibi mi Kapısı mı?
- Sidney: İstanbul, Rio, New York, Paris, vs
- Opera Binası: Sanatın Anıtı
- Gözlerini Aç-Yum, Karşındaki Akvaryum
- Taronga Zoo: Hayvanat Mahallesi
- Mavi Dağlar
- Protokolün İlk Sırası Çocukların
- Kitap Okuyan İskelet
- Yılda 100 Bin Göçmen Alınıyor
- Sevgililer Limanı
- Çin Son Kıtayı da Fethediyor
- BEŞİNCİ BÖLÜM: ABORİJİNLER
- Aborijinler: Kıtanın Yok Olan Sahipleri!
- Aborijinler Arasında: Odun Ateşinin Aydınlattığı Semt!
- ‘Yoksulum, Yurtsuzum, Mutluyum!’
- Aborijin Sözlüğü
- Didjeridu: Aslan Kükremesiyle Rüzgâr Uğultusu
ÖNSÖZ
Önsöz aramızda, yedi gezi inceleme kitabımdan sonra beni en çok etkileyen sekizinciyi anlatmaya çalışacağım.
Her kitap çocuğum gibi, birini ötekinden ayırmam olanaksız.
Ancak bu kitap pek çok bakımdan farklı bir özellik gösteriyor.
10 yılı aşkın süredir pek çok coğrafyayı yazdım:
Yemen’i anlattım... Türkler Mezarlığıdiye...
Orta Asya’yı anlattım... Ortadaki Asya Ülkeleridiye...
Balkanlar’ı anlattım... Bal tadı, kan kokusu diye...
Afrika’yı anlattım... Uçlar diye...
Çin’i anlattım... Uzun Yürüyüşdiye...
Amerika’yı anlattım... Tarihin Arka Odası diye...
Uzak-yakın savaş diyarlarını anlattım... Ülkelere Değil Savaşa Düşmanım diye...
Bu kitapların hemen tümünde Türkiye’nin de adı geçti. Ama elinizdeki çalışma hem Türkiye’nin yüreği hem en uzağı... Hem Türkiye’nin önsözü hem son sözü!
Tanımları uzatmanın gereği yok...
Çanakkale’ye, Gelibolu yarımadasına 90’lı yıllardan 2000’lere pek çok kez gittim.
Kimi yerler vardır ki, gittikçe, tanıdıkça gözünüzde küçülür. Ya da sıradanlaşır...
Ama Çanakkale öyle değil.
Her gidişimde büyüdü!
Çanakkale Savaşları’na ilişkin romansal, belgesel, tarihsel kitapların çoğunda bilgiler birbirine benziyor. Bunu da doğal karşılamak gerekir. Özellikle savaşın en can alıcı yanları aynı. O kritik anlar kitaba göre değişemezdi ki! Ben de her anı okurken, bilgimi tekrarladığımı düşünmedim, çoğalttığımı düşündüm. Her yeniden okuyuşumda, “haaa aynı an değil mi” diye değil de, “evet o an, ne kadar yenilense azdır” diye düşündüm.
Mustafa Kemal’in o ünlü “Size ölmeyi emrediyorum” deyişinden daha yaşamsal ne olabilir ki!
O topraklarda ağaç olmak isterdim, hep yaşamak için...
O topraklarda rüzgâr olmak isterdim, hep solumak için...
Çanakkale üzerine pek çok kitap yazıldı. Bu kitaplar savaşa ilişkin sıcak anılardan savaşın küresel boyutlarına kadar çok geniş bir yelpazeyi içeriyor. Aylarca bu kitaplarla iç içe olmak iyi geldi...
Başlıcalarını saymadan geçemeyeceğim...
Ruşen Eşref Ünaydın’ın Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülakat...
Sermet Atacanlı’nın, Atatürk ve Çanakkale’nin Komutanları...
Selahattin Osman Tansel’in, Çanakkale’de İstanbul’u Kurtarmak...
Haluk Oral’ın, Arıburnu-1915...
Erol Mütercimler’in, Korkak Abdül’den Joni Türk’e Gelibolu...
Orhan Coşkun’un, Çanakkale Geçilmez...
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Atatürk ve Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi’nin yıllıkları...
Prof. Mete Tunçoku’nun bu yıllıklardaki yazıları ve ayrıca ürettiği kitaplar...
Eski Canberra Büyükelçimiz Bilal Şimşir’in yazı ve konuşmaları...
Çanakkale bölümünü geziyle incelemeyi bir araya getirip “gezi-inceleme” havasında kaleme aldım. Aslında Avustralya bölümü de öyle oldu. Ama, uzak kıtanın güzelliklerini, görsel zenginliklerini aktarmamak da olmazdı...
Avustralyalılar 1915’te binlerce kilometre öteden gelip Çanakkale Boğazı’na arkadan dolanmaya girişmiş ya... Yıllar sonra Türkler de Anadolu’dan çıkmışlar Avustralya’ya sefer eylemişler.
Onlar İngiltere hatırına, bizimkiler ekmek parası için...
Bu kitabın omurgasını da buradan oluşturduk. Avustralya’dan Çanakkale’ye gelenlere karşı, deyiş yerindeyse Çanakkale’den Avustralya’ya gidenler!
Çanakkale Savaşları’nda Anadolu’nun dört bir yanından Mehmetçik şehit düştüğü için Türkiye’de herkes biraz da Çanakkaleli’dir. Bu anlatımı TBMM’nin Çanakkale milletvekillerinden dinlemiştim. Başka bir kentte doğup büyüdüğü halde Çanakkale’den milletvekili adayı olan bir kişi kendisini böyle anlatırmış:
“Ben de Çanakkaleli sayılırım, dedem burada öldü!”
Yıllar önce Çanakkale’ye konferans için gittiğimde bana da bu espriyi yaptılar. Dediler ki:
“Sen de Çanakkaleli sayılırsın...”
Şaşırdığımı görünce, gülerek takıldılar:
“Deden de mi ölmedi?”
Bu mantıkla bakınca pek çok Avustralyalı da Çanakkaleli sayılır. Atatürk’ün Avustralya’da bile pek çok yerde karşımıza çıkan o ünlü, “Onlar da bizim evlatlarımız olmuşlardır” diye biten sözünü de bunun yanına koyunca, tamam...
7 milyon 600 bin kilometrekarelik toprağı, buna karşılık 20 milyon nüfusuyla işgücü gereksinimi duyan Avustralya’ya Türkiye’den ilk işçi kafilesi 1967’de gitmiş ve o günden sonra ilişkilerde yeni bir süreç başlamış...
Kitab›n ad›na gelince...
Önce “Çanakkale’den Avustralya’ya” diye düşündüm. Ama bakt›k ki, bir kitap başlığı olarak Çanakkale’den Avustralya’ya kadar uzun... Gerek Atatürk’ün Gelibolu’da ölen Anzaklar için “Onlar bizim de evlatlar›m›z olmuşlard›r” sözü, gerekse Avustralya’daki Anzak gazilerinin derneğine oraya çal›şmaya giden Türklerin de üye olmas› şu başlığı çağrıştırdı:
Anzak Türkleri!
Kitapta, Çanakkale cephesinin iki yakasını, Avustralya’ya akın eden Türk işçilerinin öykülerini, kıtanın gerçek sahipleri Aborijinlerin son durumunu ve “dünyanın en güzel şehri” unvanını gururla taşıyan Sidney’i bulacaksınız...
Yolumuz uzun, önsözde fazla oyalanmayalım...
Mustafa Balbay Ankara,
Şubat 2008
MUSTAFA BALBAY
Çanakkale'den Avustralya'ya ANZAK TÜRKLERİ
Pek çok coğrafyayı yazdım: Yemen'i anlattım; Türkler Mezarlığı diye... Orta Asya'yı anlattım; Orta-daki Asya Ülkeleri diye... Balkanları anlattım; bal tadı, kan kokusu diye... Afrika'yı anlattım; Uçlar diye... Çin'i anlattım; Uzun Yürüyüş diye... Amerika'yı anlattım; Tarihin Arka Odası diye... Uzak-yakın savaş diyarlarını anlattım; Ülkelere Değil Savaşa Düşmanım diye...
Bu kitapların hemen tümünde Türkiye'nin de adı geçti. Ama elinizdeki çalışma hem Türkiye'nin yüreği hem en uzağı... Hem Türkiye'nin önsözü hem son sözü!
Çanakkale'ye yaptığım pek çok gezinin ardından savaşın öte yakasındaki Anzaklar'ın ülkesi Avustralya'yı da dolaştım. Cephenin iki tarafındaki Mehmetçik'in ve Anzaklar'ın savaştan sonra da birbirine kin beslemediğini gördüm. Mustafa Kemal'in, Anzaklar için kullandığı "Onlar da bizim evlatlarımız olmuşlardır" tanımı Avustralya'da da çok iyi biliniyor. Kitabın adı da sanıyorum buna yakışın Anzak Türkleri!
Kitapta; Çanakkale cephesinin iki yakasını, Avustralya'ya akın eden Türk işçilerinin öykülerini, kıtanın gerçek sahipleri Aborijinlerin son durumunu ve "dünyanın en güzel şehri" unvanını gururla taşıyan Sidney'i bulacaksınız.
|
|
AFFEDERSİN LA FONTAİNE
Mustafa Balbay
|

La Fontaine'le dostluğumuz 18 Nisan 1999 seçimleri sonrasında iktidara gelen DSP, MHP, ANAP koalisyonu döneminde daha da ilerledi. Bu &uu...
Detaylı Bilgi |
17.00 11.05
|
|
IRAK BATAKLIĞINDA TÜRK AMERİKAN İLİŞKİLERİ
Mustafa Balbay
|

ABD, Saddam rejimini her ne pahasına olursa olsun devirmeyi ve Irak'ta yeni bir düzen kurmayı kafasına koymuştu. Bunu yaparken de Türkiye'yi...
Detaylı Bilgi |
20.00 13.00
|
|
|
| HİROŞİMA'LAR OLMASIN |  | | Hiroşima... Bir masal kenti değil sandığımız gibi... Yıkılmış, yeniden yapılmış bir yer. Taş taş üstünde kalmamış. İnsanları duman olup git... Detaylı Bilgi | 9.10/ YTL | |
|
|  | | HEY ANADOLU Gezdim Gördüm Yazdım |  | | Bu kez avare duygulara yer yok. Anadolu'nun hangi taşı kaldırsan altından tarih fışkıran topraklarında adımlarını bilerek atmak gerekiyor. Bilerek at... Detaylı Bilgi | 12.35/ YTL | |
|
|
HİROŞİMA'LAR OLMASIN Oktay Akbal |  | | Hiroşima... Bir masal kenti değil sandığımız gibi... Yıkılmış, yeniden yapılmış bir yer. Taş taş üstünde kalmamış. İnsanları duman olup git... Detaylı Bilgi | 9.10/ YTL | |
|
|  | HEY İSTANBUL-2 Gezdim Gördüm Yazdım Deniz Som |  | | Deniz Som, yine İstanbul sokaklarında avare duygularla dolaşıyor. Sel gibi geçip giden kalabalıklara aldırmadan durup ahşabın şekline, taşın kı... Detaylı Bilgi | 9.75/ YTL | |
|
|
ORTA(DAKİ) ASYA ÜLKELERİ Mustafa Balbay |  | Geleneklerin kalıcılığı... Geleceğin parlaklığı ve belirsizliği... Türk dillerinin zenginliği... İnsan ilişkilerinin sıcaklığı... Hazar Denizi'ni... Detaylı Bilgi | 17.00/11.05 | |
|
|  | HEY İSTANBUL-1 Gezdim Gördüm Yazdım Deniz Som |  | İstanbul’da
herhangi bir yerdeyiz,
herhangi bir zamanda...
Bu toprak, bu deniz üstünde,
bu hava, bu g&... Detaylı Bilgi | 13.00/8.45 | |
|
|
| | Yazar Hakkında | | | Mustafa Balbay |
|
| |