ÖNSÖZ YERİNE
“Güzel Amerikalı”nın Mandacılığı
Okurum Rıza Aksay Güzel Amerikalı adlı kitabımdan birkaç sayfayı kesip yollamış...
Güzel Amerikalı 1965’te -şaka değil, 40 yılı aşkın bir süre önce- basılmıştı...
Uzun sayılabilecek bir kuşbakışı Amerika gezisinin ürünüydü...
Kitabın “Amerikancılık Akımı” başlığı altındaki bölümünden kimi satırları aktarıyorum:
•
“Tarih büyük bir hocadır...
Önünde diz çöküp ders almasını bilene çok şey öğretmeye hazırdır...
Türkiye’de bugün memleket olarak kendimizi teslim ettiğimiz Amerikancılık akımı da Türk tarihine bakmadan anlamı kavranabilecek bir sorun değildir...”
Yazı bundan sonra Milli Kurtuluş Savaşı’ndaki “Mandacılar”ı ele alarak sürüyor:
“Mandacılar, Atatürk Anadolu’ya geçtiği zaman en güçlü gruptu. Çünkü İstanbul’un okumuş yazmışlarından çoğu bu grupta birleşiyorlardı.
Ne diyorlardı:
— Asri (modern) bir millet ve devlet haline gelebilmek için lüzumlu para, ihtisas (uzmanlık) ve kudrete sahip değiliz. Böyle bir Türkiye’yi ancak ‘Yeni Dünya’nın kabiliyeti vücuda getirebilir.”
•
“Atatürk daha başlangıçta ‘Amerikan himayesinde bir Türkiye’ fikrinin karşısında açıkça cephe almıştır.
(Atatürk’ün) En yakın arkadaşları arasında bile Amerikan güdümüne girmeyi kurtuluş yolu sayanlar vardı.
O zamanlar İstanbul’daki okumuş-yazmış takımının temsilcisi olarak Kara Vasıf ve Bekir Sami Beyler ve Halide Edip Hanım, Amerikan mandası zorunluğunun Mustafa Kemal tarafından kabul edilmesi için çalışıyorlardı.”
•
Atatürk Amerikan mandasını kurtuluş yolu gibi görenlere şu müstehzi suali sordu:
“— Lehimize bu kadar şerait (şartlar) dermeyanına müsait bulunacak olan Amerika Hükümeti, bu şekildeki mandaterliği kabul etmesine, yani buna katlanmasına karşılık Amerika namına ne gibi faydalar ve menfaatlar temin etmiş olacaktır?”
•
“Atatürk, Amerikancılık akımını yendi. Ata’nın yaşadığı sürece bir yabancı devletin koltuk altına sığınmak fikrini kimse ağzına alamamıştır.” (Güzel Amerikalı, sayfa 126, 1965, İstanbul)
•
Aradan bunca yıl geçtikten sonra Türkiye’nin bugünkü hali yalnız düşündürücü değil, ibret vericidir...
Gazi Mustafa Kemal, Milli Kurtuluş Savaşı’yla Türkiye’yi kurtardı...
Ne var ki Türkiye bugün mandacıların elinde, iktidarında; ülkenin tapusu neredeyse Amerika’nın cebinde...
Kırk yıldan bu yana aklı başında yurtseverlerin mücadelesi boşa mı çıktı?..
Amerikancılık zafer mi kazandı?..
Mandacılık ağır basıyor...
Etnikçilik ve dincilik mandacılıkla ittifakında ülkeyi avuçlarına mı aldı?..
Soruların yanıtını sizler verin...
Cumhuriyet, 01.12.2007
SUNUŞ
Cumhuriyet gazetesinin başyazarı İlhan Selçuk’un “Güzel Amerikalı’nın Mandacılığı” başlıklı yazısı beni “Mandacılık” ve “Yeni Mandacılar” üzerinde bir inceleme yazısı yazmaya özendirdi. Bu yazı dizisi Cumhuriyet’te yayımlanınca çok olumlu iletiler aldım.
Ardından, “Yeni Mandacılar, Kim Bunlar?” yazısını yazdım.
Bu yazıların bir kitap halinde yayınlanması yönünde istekler yoğunlaşınca, konu ile ilgili kimi yazılarımı topladım ve yeni yazılar da ekleyerek bu kitabı oluşturdum.
İlhan Selçuk’un yazısını da, “Önsöz Yerine” en başa koydum.
Bu kitap bir yandan yeni mandacıların resmini çizerken, öte yandan 2002 seçimlerinden bu yana yurdumuzda yaşananları siyaset bilimi açısından ele almaktadır. Bir bakıma yaşanmakta olan bir zaman diliminin kesitidir.
Alev Coşkun Mart 2008
ALEV COŞKUN
YENİ MANDACILAR
I. Dünya Savaşı'nı kaybeden Osmanlı Devleti işgale uğradı. Bu acı durumdan kurtulmanın çaresini yabancı bir devletin himayesinde görenler ortaya çıktı. Bunlar mandacılardır.
Mustafa Kemal, bu düşünceyi reddederek "ya bağımsızlık ya ölüm" dedi. Ve Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı kazandı.
20. yüzyılın başında "tam bağımsızlık" ilkesiyle kurulan Türkiye Cumhuriyeti, 21. yüzyıla girerken bu kez "küreselleşme" adı altında "yeni mandacılar'ın tuzağına düştü.
Alev Coşkun, bu kitapta, "mandacılığı" belgeler ışığında ele alıyor. Günümüzde tarihten ders almayan, gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içindeki kimi "aydın"lann durumunu ve küreselleşmenin dayatması ile oluşan "yeni mandacılar" ı ve bu yoldaki politikaları gün ışığına çıkartıyor.