Karanlığın temsilcilerini iyi tanımak, unutmamak için bu dönemi çok iyi bilmek gerekiyor. Korkak unutkanlığımızı ancak böyle yenebilir, bilinçli olarak hapsedilmeye çalışıldığımız cendereden ancak böyle kurtulabiliriz!.
ÖNSÖZ
Ümit İçin...
Bir bitki nasıl yetişir?.. Toprak, su, hava?.. İklim sıcak mı?.. Soğuk mu?..
Doğal koşullar belirleyicidir.
Peki, bir yazar nasıl yetişir?..
İklim yine önemli; belki de belirleyici.
Tarihsel zaman tohumlar yazarları...
‘Zaman’ gizemli bir kavram.
Melih Cevdet’in şiirinde kaç zaman var?..
Hepsini gördüm ayrı ayrı,
Kuşların zamanı tunç rengindedir.
Tanrılardır taşın zamanı
Denizin zamanı ölür, dirilir.
Göğü tanıyamadım, yok ki,
Sahipsiz zamanlarla doldurmuşlar,
Ama ordan iner o eski
Ölümsüz sevdaların zamanı kar.
Ve havlamayan dev köpekleriyle
İnsanın zamanı... olmayan
Ama hayalet bir yasemin gibi kokan
Toprağımız eşelendikçe.
Toprağımız eşelendikçe, insanlık tarihine yazılmış yazarların hangi zaman ve uzamda boy attıkları çarpıcı biçimde görülür.
Bir zamanda ortaya çıkıp zamanları aşmak ise her yazara nasip değil...
Yine de ‘marifet iltifata tabi’ olduğundan devirlerle yazarların alışverişi baskındır. Eskiden sultan ya da kral beğendiği şairi ‘bir kese altın’ la ‘taltif’ ederdi; sarayların himayesinde yaşardı kalem erbabı...
Bizim ülkemizde medya sultanlığı ortaya çıkalı, gazeteci-yazar adı verilen devekuşu da “yükselen değerler”e tutunarak holdinglerin plazalarında yan gelip keyif çatmaya başladı. Sözümona liberalizmin dışardan pompalı yalan dolan dünyasında, para babalarının çevresinde hizmete hazır “sanal” yazarlar yetişmeye başladılar; son on beş yılın ürünleri, bu bakımdan çarpıcı örnekler oluşturdular.
* * *
Peki, ya Ümit Zileli?..
Zileli, bu ortamda ‘rüzgâr gülü’ olmayanlardandır; medya borsasında geçerli ‘yükselen değerler’e karşı çıkarak yükselmesini bilenlerdendir; para babalarına kalemini satmayanlardandır; insanlığın değişmez değer yargılarına sırtını çevirmeyenlerdendir.
Nedir insanlığın değişmez değer yargıları:
İnsanın özgürlüğü...
Sosyal adalet...
Eşitlik...
Yurtseverliğin alaya alındığı bir dönemde, Güneydoğu’nun dağlarında yurdu için ölümü göze almış Kuvayı Milliyeci bir yazarın yazarlığı, bileytaşına vurulmuş bıçağın parıltısı gibi ışıldamaz mı!..
Medya dünyasında satılmış kalemlere büyük paraların ödendiği bir ortamda, Ümit Zileli’nin yeteneğini holdinglerin borsasında satış tezgâhına çıkarmaması, kimliğinin gradosuna ilişkin gerçek değerini vurgular.
Ne medyatiktir Ümit, ne de medyatordur; yazarlığın özüne saygılı bir genç ve güçlü kalemdir; tarihsel bilincinin saydamlığı yazının pusulası olunca, savunulan fikirlerin doğrultusu da şaşmaz.
Türkiye’nin alabildiğine kirlendiği..
Medyanın kokuştuğu..
Düzenin çürüdüğü..
‘Köşeyi dönme’ felsefesinin olmadık yazarları bile teslim aldığı bir dönemde, Zileli’nin yazıları, Ümit’te odaklanan umudu vurguluyor.
Yarınlarımızın aydınlığını bugünün karanlığında üretebilen yazardır gerçek yazar; hamam böceği gibi karanlığa uyum sağlayana yazar denebilir mi?..
İlhan Selçuk
Temmuz 1999
SUNUŞ
İlginç bir tesadüf;
Cumhuriyet gazetesinde ilk köşe yazım 3 Mart 1997’de çıktı, yani 28 Şubat kararlarından yalnızca üç gün sonra!..
Söylemesi acı ama; dün ne yediğini bile unutan, önemli ölçüde hafıza sorunu bulunan Türk insanı çok değil, iki buçuk, üç yıl öncesini unutmuş olabilir. Cumhuriyet tarihinin en önemli dönüm noktasını oluşturan o dönemi kısaca anımsayalım..
— Karanlık, umutsuz günlerdi!.
Refahyol iktidarının gerici kanadı 75 yıldır içinde biriktirdiği kini ve öfkeyi inanılmaz bir çirkinlikle dışavurmuştu. Şeriatçı öylesine intikam hırsına kapılmıştı ki; bazılarının korktuğu gibi “takıyye” bile yapmamış, gerçek yüzünü kısa sürede göstermişti..
Aynı dönem, Susurluk’taki meşhur kazayla birlikte “çetelerin” devletin içinde nasıl kök saldığının, nasıl mafyalaştığının ortaya çıktığı günlerdi.
Boğazına kadar yolsuzluğa batan, bu nedenle gericilere kayıtsız şartsız teslim olan ve “Şaibe Hanım” lakabıyla anılan Tansu Çiller’in tanımıyla, “kurşun atan, kurşun yiyen şerefli vatan evladı” katiller ortalıkta cirit atıyordu!.
Yeni Dünya Düzeni’nin kurşun askerleri “ikinci cumhuriyetçi mandacılar” ise gazete köşelerinde, televizyon programlarında karanlığın temsilcilerine ve çete artıklarına hiç utanıp sıkılmadan demokrasi adına, insan hakları adına, özgürlük adına en büyük desteği veriyordu.
Diğer taraftan, laik cumhuriyeti savunan milyonlarca yurttaş karanlığa karşı protesto mitingleriyle, “sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eylemleriyle sesini yükseltiyordu.
İşte, Milli Güvenlik Kurulu’nun “28 Şubat Kararları” tam bugünlerde geldi. Gerici kanadın lideriyle ortağı Tansu Hanım’ın da katıldığı toplantıda alınan kararlarda ülkeye ve rejime karşı en büyük tehdit işaret ediliyordu:
— İrtica tehditi!..
Çok değil, iki ay sonra yapılan MGK toplantısında buna bir madde daha eklendi:
— Devletin içinde yuvalanan çeteler!..
O günlerden bu yana iki yılı aşkın süre geçti. Bu kitabı hazırlarken gördüm ki; yaşananları kronolojik bir sıralamayla ve neredeyse eksiksiz yansıtmışım.
Diğer bir deyişle; Cumhuriyet gazetesindeki, “Düz Çizgi” köşesinde yer alan yazılar bir dönemin fotoğrafını çekmiş!..
Karanlığın temsilcilerini iyi tanımak, unutmamak için bu dönemi çok iyi bilmek gerekiyor. Korkak unutkanlığımızı ancak böyle yenebilir, bilinçli olarak hapsedilmeye çalışıldığımız cendereden ancak böyle kurtulabiliriz!.
Bu sürece ufacık da olsa bir katkı sağladıysam ne mutlu bana..
Son olarak;
Çok uzakta gibi de görünse, ulaşılması güç bir hayal olarak da algılansa, bir gün bu ülkede baştan başa sevda türküleri söylenecek.. Hakkâri’deki çocukla, İstanbul’daki çocuğun özlemleri arasında hiç bir fark kalmayacak..
— Biliyorum!..
Ümit Zileli
Ağustos 1999
ÜMİT ZİLELİ
KARANLIĞA KARŞI YAZILAR İşbirlikçiler-3
Bizim ülkemizde medya sultanlığı ortaya çıkalı, gazeteci-yazar adı verilen devekuşu da "yükselen değerler" e tutunarak holdinglerin plazalarında yan gelip keyif çatmaya başladı. Sözümona liberalizmin dışardan pompalı yalandolan dünyasında, para babalannın çevresinde hizmete hazır "sanal" yazarlar yetişmeye başladılar; son on beş yılın ürünleri, bu bakımdan çarpıcı örnekler oluşturdular.
Peki, ya Ümit Zileli?
Zileli, bu ortamda 'rüzgâr gülü' olmayanlardandır; medya borsasında geçerli 'yükselen değerler'e karşı çıkarak yükselmesini bilenlerdendir; para babalarına kalemini satmayanlardandır; insanlığın değişmez değer yargılarına sırt çevirmeyenlerdendir. Yurtseverliğin alaya alındığı bir dönemde, Güneydoğu'nun dağlarında yurdu için ölümü göze almış Kuvayı Milliyeci bir yazarın yazarlığı, bileytaşına vurulmuş bıçağın parıltısı gibi ışıldamaz mı!
İlhan SELÇUK