Bu kitapta son yıllardaki gelişmeler karşısında görüşlerimi, düşüncelerimi içeren yazılarım yer alıyor. Bunların çoğu Cumhuriyet gazetesinde yayımlandı. Ancak yurdumuzda olup bitenler beni aralıksız yazmaya, içimi dökmeye sürükledi. Bazı yazılar ilk defa bu kitapta yayınlanacak. 2002 yılında Cumhuriyet yayınları arasında çıkan ilk kitabımda Türkiye’nin hiç de iyi yolda olmadığını vurgulayan yazılarım yer almıştı. Öngörülerimizde yanılmadığımız anlaşılıyor.
ÖNSÖZ
Coşkun Özdemir Cumhuriyet’çidir...
Ne zamandan beri?..
Saptamak güç...
Çünkü Özdemir ailesi Cumhuriyetçi...
Ana..
Baba..
Urfa’da İzmir kökenli... Cumhuriyet öğretmenleri...
Atatürk Cumhuriyeti’nin mayalandığı günlerde, Anadolu’nun en ilginç sayılabilecek en renkli, en özgün, en tarihsel, en sıcak illerinden birinde doğup yetişen Coşkun Özdemir, öğretmenlik mesleğinin neredeyse kutsal sayıldığı bir zaman diliminde, ailecek Atatürk devrimlerinin benimsendiği ortamda, kişiliğini daha çocuk yaşta kazanmıştır.
O yıllarda emsaline tarihte rastlanmayan bir devrim Anadolu’da yaşanıyordu...
İlk kez bir İslam ülkesinde ‘Aydınlanma’ gerçekleşiyordu...
Cumhuriyet Devleti’nin insanlara aşıladığı felsefenin özgünlüğü, insan kişiliğinin akılla yoğrulmasından oluşuyordu...
Ne diyordu ünlü türkü:
“Urfalıyım ezelden
gönül geçmez güzelden...”
Güzel olan aşktı, insandı, akıldı, bilimdi; Coşkun Özdemir’in gönlü küçük yaştan bu güzelliklere vurulup, tutkunlaştı...
Sonra hayatın bilinmez ve bilinir okyanuslarına doğru Coşkun Özdemir’in yaşam seyahati başladı...
Ankara..
Amerika..
Hekimliğin nöroloji dalında uzmanlığın ufuklarına yelken açan Coşkun Özdemir, bilimle haşır neşir olarak profesörlük rütbesine tırmanırken de türkü söylemeyi, dostluğu, insanlığı, Atatürkçü Aydınlanmacılığı kişiliğinin orta direğine dönüştürmek bilincinde sarmallaştıran alçakgönüllü bir devrimciydi...
Bugün de öyledir...
Cumhuriyet gazetesinde tıp yazıları yayımlayan Coşkun Özdemir, insan sağlığının ruhsal ve bedensel iç ve dış koşullarını irdelerken, toplumsal ve siyasal yaşamın insan hayatıyla haşır neşir olduğunu vurgulamak gereğini tam anlamında algılayınca, ister istemez konularını genişletmek zorunluğunu duyumsadı...
Bir ülkenin gelişmişlik ve uygarlık düzeyinin tartılmasında çeşitli ölçütler vardır...
Bir coğrafyadaki sağlık rejiminin içeriği, ülkenin, yaşayanların ve devletin uygarlık düzeyini hemen açığa çıkarır...
Demokrasi mi?..
Bir ülkenin sağlık düzeninde altta kalanın canıçıksın rejimi geçerliyse, demokrasi denen Anka kuşu, değil uçmak, kanat bile çırpamaz...
Türkiye bugün sağlık düzeni bakımından hangi düzeydedir?..
Bu sorunun yanıtıülkemizin uygarlık düzeyini de saptar...
Coşkun Özdemir’in elinizde tuttuğunuz kitapta toplanan yazıları, ister siyasete ilişkin olsun, ister sağlığa ya da hastalığa, içerik açısından birdir ve özdeştir...
Hekimlik gibi yazarlığın da bilincine varmış Coşkun’a daha nice yazılar ve kitaplar diliyorum...
İlhan Selçuk
Ekim 2007
GİRİŞ
Bu kitabın yayınlanması AKP’nin seçim kazanarak ikinci kez tek başına iktidara sahip olduğu döneme rastgeldi.
Türkiye’nin cumhuriyetçi, aydınlanmacı, laik, sosyal, hukuk devletinden, bağımsızlıktan yana güçleri bugünlerde büyük kaygılar içinde bulunuyorlardı. Takıyye örnekleri veren iktidar önümüzdeki yıllarda ardında güçlü yeşil sermaye ve emperyal güçlerin desteği ile Türkiye’yi nereye sürükleyecekti? Bu kaygı verici soru milyonlarca cumhuriyet sevdalısı, aydınlanmacı yurtseverin beyninde yuvalanıyor. Onlar Türkiye halkının aydınlanmadan uzak bırakıldığını çok iyi biliyorlar.
Önümüzdeki yıllarda çok kritik günler yaşayacağız. Yeni meclisin neler yapacağını, AKP iktidarının seçimlerden aldığı güçle pervasızca yönelebileceği icraata muhalefetin nasıl bir karşılık vereceğini, sivil toplum örgütlerinin nasıl bir davranış içersinde bulunacağını merakla izleyeceğiz. AKP’nin anlayışlı, hoşgörülü, çağdaşlığa yönelik tutumlar benimsemesi, böyle bir dönüşümü gerçekleştirmesi elbette özlenir, ama yazık ki bu zayıf bir olasılıktır. Çünkü Türkiye büyük çapta bağımsızlığını yitirmiştir.
Bu kitapta son yıllardaki gelişmeler karşısında görüşlerimi, düşüncelerimi içeren yazılarım yer alıyor. Bunların çoğu Cumhuriyet gazetesinde yayımlandı. Ancak yurdumuzda olup bitenler beni aralıksız yazmaya, içimi dökmeye sürükledi. Bazı yazılar ilk defa bu kitapta yayınlanacak. 2002 yılında Cumhuriyet yayınları arasında çıkan ilk kitabımda Türkiye’nin hiç de iyi yolda olmadığını vurgulayan yazılarım yer almıştı. Öngörülerimizde yanılmadığımız anlaşılıyor.
Türkiye 1945’ten beri büyük Atatürk’ün açtığı aydınlanma yolundan geriye dönmüştür. Tüm dünyaya örnek olabilecek köy enstitüleri, bir aydınlanma odağı olarak görevini yerine getiren halkevleri yok edilmiş, ülke emperyalist emeller taşıyan Batı ülkelerinin dümen suyuna sokulmuştur. Yıllar içinde cumhuriyet değerleri sistemli bir şekilde yıpratılmıştır. 2002 yılında iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi, Türkiye’de cumhuriyet hedeflerinin tam tersine bir toplumsal dönüşümü gerçekleştirmiş ve toplumun küçümsenmeyecek bir bölümü cemaatlerin ve tarikatların yönetimine sokulmuş, her alanda dini referanslar öne çıkarılmış, yanı sıra ülke ekonomisi emperyalist güçlerin, küresel sermayenin egemenliğine bırakılmış, bağımsızlık büyük çapta yitirilmiştir. Cumhuriyet gazetesi oldukça ciddi bir yalnızlık içersinde ve büyük bir dirençle bu gidişe karşı durmaya çalışıyor.
Dileyelim ki gerçek demokrasinin, aydınlanmacı, bağımsızlıkçı, cumhuriyetçi güçlerle kurulabileceğine inanan milyonlar bir dayanışma içine girerek örgütlenebilsinler, Atatürkçü potansiyeli harekete geçirebilsinler ve ülkenin bir karanlığa doğru sürüklenişini önleyebilsinler.
Coşkun Özdemir
Ekim 2007
COŞKUN ÖZDEMİR
KARŞI DURUŞ
Yıllardır karşı devrim ile sarsıntılar geçiren Cumhuriyetimizin ve aydınlanmacı laik demokrasimizin temel dayanaklarından biri Cumhuriyet gazetesidir.
Bana, inançlı bir Cumhuriyetçi olarak görüşlerimi, düşüncelerimi, kaygılarımı ve kavgalarımı ifade etmek fırsatını veren Cumhuriyet gazetesini bütün güçlüklere ve ihanetlere karşın yaşatma iradesini ve gücünü gösterenleri sevgi ile saygı ile anıyorum.
Cumhuriyeti desteklemenin bir yurtseverlik gereği olduğuna inanıyorum. Bu alacakaranlık günleri geride bırakacağımıza ve yeniden Atatürk aydınlanmasına ulaşacağımıza güveniyorum.