| |
|
|
Ek Bilgiler:
Kategori: İnceleme
Baskı: 1. baskı
Sayfa: 352
ISBN: 978-9944-150-19-4
|
|
|
|
(Alışverişiniz güvence altında)
|
|
"Ermeni sorunu" hangi zaman düzleminde yaşananlarla ilgili? Bazılanının savladığı gibi sadece 1915 olaylarıyla mı sınırlı? Yoksa 1915-1920 arasındaki beş yılda yaşananlardan mı kaynaklanıyor?
Yine bir başka yaklaşıma göre Osmanlı'nın çöküşünde milat kabul edilen 1878 Ayasti ve Berlin Antlaşmalarıyla birlikte başlayan ve tırmandırılan gerginliklerin yaşandığı, o sancılı 40 yılda mı oluştu? Ya da Çetin Yiğenoğlu'nun yaklaşımına göre "üç bin yıllık kavga"nın mı ürünü, bu sorun?
İÇİNDEKİLER
- Sunuş
- BİN YILLIK DÜŞÜN ÇAĞRIŞIMLARINDA
- Baba-Oğul ve Kutsal Ruh Adına
- Düşün Peşinde
- Ermeniler Devlet Kurarken
- Ermenilerle İlk Temas
- İki Hırslıİnsan
- Vaat Edilmiş Topraklarda
- Bagrat, Prensliğini Kurmaya Çalışırken
- Paylaşılamayan Halk: Ermeniler
- Kontluk Urfası'nda
- İktidar Paylaşılmaz!
- Baudouin İktidara Yürürken
- Ermeni'nin Ermeni'ye İhaneti
- Ermeni-HaçlıÇatışması
- Batı'nın Anadolu'ya Dört Büyük Saldırısı
- Ermenilerin İskender'le İşleri
- Temel Neden Batı-Doğu Çatışması mıydı?
- Ermenilerin Ne İşleri Vardıİskender'in Yanında?
- Ermeniler, Truva'nın Hangi Tarafındaydı?
- Hektor'un İntikamını Almak
- Çanakkale Savaşı Bir Truva Savaşıydı
- Ermeniler Truva'yı Yıkmak İçin miGeldi Anadolu'ya?
- 'Batı-Doğu'yu Yendi'
- BATININ ORYANTALİST BAKIŞI
- 'Mamma i Turchi'
- Hangi Batı?
- Nedir Şu Oryantalizm?
- 'Legion d'Orient' ya da Ermeni Lejyonu
- Oryantalizm ya da 'Şark Meselesi'
- ERMENİLERİN KÖKENİ
- Kimdir Bu Ermeniler?
- Ermenistan, Ermenilerden Önce de Vardı
- Ermeniler Gerçekten Nereli?
- Acaba Hangi Tezi Kabul Etmeli?
- Görüş Birliği Yok
- Düşün Kaynağı
- Türklerle Ermeniler Akraba mı Yoksa?
- Akrabalık mı Asimile Olmak mı?
- Gregoryen'in Türk'ü, Müslüman'ın Ermeni'si
- TEMİZLEMESİ ZOR LEKE
- Nerden Çıktı Bu 'Soykırım' Suçlaması?
- Ermeniler 1915'te Gaz Odasında mıÖldürüldü?
- İkiyüzlü Batı
- Peki, Nedendi Bu Suçlama?
- İKİ BİN YILLIK DEVLET POLİTİKASI:TEHCİR, TEHCİR, TEHCİR
- Bir Sürgün OğullarıÖyküsü Yaratmak
- Dünyada Tehcir
- Ermenilere İlk 'Tehcir'i Bizans Yaptı
- Dilenci Gibi Gelen Haçlılar, Ermenileri 'Tehcir' Etti
- Bir 'Tehcir' de Buydu Belki
- Ermeniler de Tehcir Yaptı
- 'Tehcir' Osmanlı'da Olağan Bir Uygulamaydı
- Ortodoks Türk'ü de 'Tehcir' Etti
- Osmanlı'nın Ermeni'ye 460 Yıl Önceki 'Tehcir'i
- Adı Konulmamış Bir 'Tehcir'
- Abdülhamit Tapusu
- Tekrar Kilikya Ermenistanı
- İngilizler Geliyor
- Ermenilerin Hepsi 'Tehcir' Edilmedi
- Göç Başlıyor
- Dul Kadının Oğlu Hosep ile İbrem'in Öyküsü
- Dönmeler Kaldı
- Göçenler/Ölenler
- Bir Milyon Beş Yüz Bin Ermeni mi Öldürüldü?
- Fransız'ın Tanıklığı
- Bir Milyon Altı Yüz Bin Türk müÖldürüldü?
- NELER OLMUŞTU?
- 'Tehcir'in Temel Nedenleri Çok Eski
- Türklerin Dramı
- Başkaldırıya Giden Yolda
- Ermeni Sorunu Siyasallaştırılarak
- Hazırlıklar 1880'de Başladı
- İlk Çatışma
- İlk Büyük Kalkışma
- 1895 Büyük Kalkışma Yılı
- Ermeni Kalkışmalarında Farklı Gerekçeler
- Patrikhane'ye Ermeni Baskın
- Komşunu Öldür!
- Arkadan Vurma, Umutları Tüketti
- 'Kilikya Kralı'nın Kışkırtmaları
- Piskopos Değil, Bir Provokatör
- Sütkardeşliğinden Kandüşmanlığına...
- Adana Yanarken
- Ölü Sayısındaki Çelişki
- Sineğin Azizliği mi Yoksa?
- Kayıp Rapor
- Zaman Tünelinde Bir Helena
- Kaç Kaç
- Ve Agamemnon Sahnede
- Çıkartma
- SONUN BAŞLANGICI
- Paylaşımdan Bozguna
- Depresyon Yıllarının Sonuna Gelirken
- Ermenilere Fransız Üniforması
- 'Vaat Edilmiş Topraklar'a Göç
- İşgal KomutanıŞımarttı
- Ulusal Bilinç Uyanırken
- Kanlı Bir Kent Savaşı
- Keçi Ordusuyla Teslim Alınan Fransız Taburu
- LOZAN'DA MAHSUPLAŞILDI
- Defter Kapandı
- İşgal Sona Erdi
- Kaçaznuni: 'Avrupa Devletleri Bizi Defnetti'
- İZLEK ESKİ, SENARYO YENİ
- Öyleyse...
- Gerçekten de Ermeni Ölü Sayısı Kaçtı?
- Gerisi Spekülasyon
- Osmanlı'yı Savunmak Bize Düşerse
- AA Arşivini Bile Koruyamayan Yapı
- Araştırmadan Suçluyorlar
- Böyle Bir Kan Davası Yaşanmadı
- Bu Bir Özsavunmadır
- Süregiden Kan Davası
- Bir 'Soykırım' Efsanesi Yaratmak
- Emperyalizm, Bu Kez Parasıyla Geldi
- Ülkelerini Terk Ettiler
- Adı Sadakat...
- TEMEL NEDEN EMPERYALİZM
- Hep İşgalciden Yana Oldular
- Rus Belgeleri Bunu Kanıtlıyor
- Haçlılara Çılgın Karşılama
- Batı'yı Türklere Karşı Kışkırttılar
- Çar'dan İhanete Teşekkür
- Batılılarla Evlilik Yoluyla Akrabalıklar Kurdular
- Batı'nın Ermenilere Bakışı
- Batı Tarafından Hep Aldatıldılar
- Bazı Ermeniler Oyunun Farkındaydı
- Batı Tarafından Hep Kullanıldılar
- 'Islahat-ı AB'
- 1870'ler...
- Anadolu'yu Balkanlaştırma
- Misyoner Okullarının Rolü
- Hıristiyan Kanının İntikamı Bahane
- Fransızların İlgisi
- Kitaplarla Propaganda
- ERMENİLERİN SÜREGİDEN SAVAŞIMI
- Topyekûn' Bir Savaş
- Asimetrik Savaş
- Diplomatik Savaş
- Psikolojik Savaş
- Diaspora Sorumlu
- Ekonomik Savaş
- 'Tehcir Mağduru' Ermeni Tazminatına OYAK Ödemesi
- 'Tehcir Sigortası' mı Yapıldı?
- TEK İSTEDİKLERİ DEVLET KURMAK MIYDI?
- Bagrat'tan Damatyan'a
- 'Ermeni' Adı ya da Devleti
- Ermenilerden Önce de Kilikya Vardı
- Haçlılardan Güç Aldılar
- Bagrat Prensliği
- Vasi! Prensliği
- Zeytun Cumhuriyeti
- Van Ermeni Devleti
- Abdioğlu Cumhuriyeti
- Damatyan Cumhuriyeti
- Bağımsız Ermenistan Cumhuriyeti
- Çardak Başkenti
- İlk Direniş
- İlk Kurşun
- Çardak Cumhuriyeti
- Gaziantep Cumhuriyeti
- İKİ TARAF DA KATİL Mİ?
- Kim Daha Çılgın?
- Gerçekten Ne İstemişlerdi?
- SEVGİ VE BARIŞ İÇİNDE YAŞAMAK
- Benzer Kültürün İnsanı Olmak
- Ermeni Köyü Vakıflı'dan Dostluk Mesajı
- Türk-Ermeni Dostluğunu Batı da Biliyor, Ama
- Ermeniler Hıristiyan Türk mü?
- Ermeni'ye Rus mu, Yoksa Türk mü Dost?
- Dostça Bakabilmek
- Gâvuroğlu Mustafa
- MUSA DAĞ'IN ÇOCUKLARI
- Çağrışımların İzinde
- Musa Dağ'ın Eteklerinde
- 'Ayni Vatanı, Aynı Dili Paylaşıyoruz'
- 'Asala'yı Tasvip Etmedik'
- Diaspora Saptırıyor/Şaşırtıyor
- ORTAK KİMLİK
- Ortaçağ Kimliğinden Arınmak
- Kültürel Kimlik
- Batı'nın Hesabı Var Anadolu'yla
- Kültürel Kimlik Diye Diye
- Türkler Anadolu'yu Hepten mi 'Tehcir' Etti?
- KAYNAKÇA
SUNUŞ
YARALARI EVRENSEL DEĞERLERLE SARMAK
Bu çalışmada yola çıkarken hiç duyulmamış şeyleri anlatmak gibi bir savımız yoktu. Sadece, bilinen, ama dipnotlarda unutulmuş bilgilerle pek duyulmamış şeyler söylemek gibi bir niyetimiz vardı. Herkesin bildiğini sandığı şeylerin bilinmeyen yanlarını koymak istiyorduk ortaya.
Çalışma sırasında gördük ve anladık ki, bilindiği sanılan şeylerin çoğu, anlamını hamasi söylemlerde bulan bakış açısının ürününden başka bir şey değildi. Her iki toplumda da asıl sorunu yaratan ve çözümsüzlüğü besleyen temel etmenin, duygusal yaklaşımları diri tutan öykücükler denli, savunma güdüsünün rasyonellikten uzak bakış açısına özgü bir körlüğe yol açması ve böylece küçük gibi görünen bazı önemli noktaların gözden kaçırılmasından kaynaklandığını saptadık. Türklerle Ermeniler arasında aşılmaz görünen yapıyı işte bu olgunun sinsi sinerjisi besliyor...
İşte bu yapı, büyük gerçeği arama savındaki uzmanları ve biliminsanlarmı bile düşüren tuzaklar kurulmasına yol açıyordu, ne yazık ki... Sanatçı bakış açısından uzak yaklaşımı yeğleyen bu değerli araştırmacı, yazar ve düşünürlerin çoğu, olaylara envanter çıkarma mantığıyla yaklaştığı için satır aralarını okuyamıyor, konu üzerinde nesnel ve bütüncül bakış açısı oluşturamıyorlardı, ister istemez... Peşinen "tek yanlı" suçlamasına hedef olmayı kabullenen çizgide sentez gezintileri yapıp duruyorlardı sadece... Çalışmalara, şu kadar öldürdük, bu kadar kestik, bu kadar şehit verdik ya da karşı savlar adına şöyle yok ettiler, böyle soykırım yaptılar söylemleri damgasını vuruyordu, doğal olarak...
Bir suçlama gibi algılanmamasını dileyerek belirtmek isteriz ki, kendilerine göre haklı gerekçelerle farklı gerçekliklerin izini süren bu insanlar (gazeteci, yazar, tarihçi, politikacı) bu konudaki çalışmalarını kaleme alırken anlatıya ve dile de gerekli özeni göstermiyorlardı. Metinler, damakta dilin tadını bırakan yapıdan uzak kurgulanarak oluşturuluyordu, genellikle... Çok önemli bir nokta, ana olgudan bir ayrıntı gibi kopartılarak elli-altmış sayfa sonra verilebiliyordu. Bu ara, hiç önemli olmayan noktalar öne çıkartılarak sunuluyordu, nedense... Böylece, elmayla armut karıştırılıyor ve yumurta sepetinin altına yerleştiriliyordu. Sonra, sepet alınıp ambardaki buğday yığınlarının arasına gizleniyordu. Bir damla bal için bir çuval keçiboynuzu yemeye hazır insanlar bile tam bir karmaşa çukuruna düşmekten ya da çukurdan çıkamamaktan kurtulamıyorlardı.
Saç-baş yolduran bu yapıyı, çalışma sırasında bir kez daha saptayınca, şeytan ayrıntıda gizlidir, diyerek küçük noktaları, anekdotları soyutlayıp öne çıkaran bir anlayışla ana izleği oluşturmaya karar verdik.
Tasarladığımız biçem, tarihsel olay ve olguların kronolojik zincirini yer yer kıran bir düzenlemeyi gerektiriyordu. Bu da, sürüp giden ve yığınlarca pek anlaşılmadığı gibi, bazen yanlış anlaşılan/algılanan tarihsel olguyu daha anlaşılır kılma kaygımızdan kaynaklanıyordu. Böyle bir kurguyla bize göre önemsizi ötelerken önemliyi önceleyeceğimizi düşünüyorduk. Bu da, zaman zaman tarihin ufuklarındaki çağrışımlarla zihinsel sörfler yapmamızı gerektiriyordu... Yer yer öyküleme tekniklerinden yararlanmamız, gölgede kalmış önemli ayrıntıları soyutlayarak anlatmamız bundandır... Acı olayları öyküsel dille kaleme almamızın nedeni de ders alması psikolojik, sosyolojik, ekonomik olguların sentezini okuru sıkmadan yapmak istememizdendir.
Çünkü hep, daha yaşanılır bir dünyada Türk-Ermeni kardeşliğinin önünü açmak tek kaygımız olmuştur.
Görünen o ki yüzyılların kan davası 2007'ye de damgasını vurmuştur... Fransa, çoktan 2007'yi Ermeni yılı ilan etmişti. Fransa'dan sonra 2007'nin ilk yarısında ABD Temsilciler Meclisi'nde de "soykırım" savının görüşülmesi bekleniyordu.
Büyük iç ve dış siyasi olayların sarmalında nelerle karşılaşacağı belli olmayan Türkiye, boğuştuğu sorunlar yetmezmiş gibi 2007'ye Hrant Dink cinayetiyle girdi. Cinayet, bu çalışmanın sonuna gelindiği sıra işlendi. Olay, henüz her boyutuyla aydınlatılamadığı, üzerindeki gölgeler kaldırılamadığı için bu aşamada bu konu üzerine eğilmeyi ve bazı çıkarımlarda bulunmayı doğru bulmadık. Ancak, hayatın bize öğrettiği bir şey vardı; bu aşamada onu burada belirtmekle yetinmekte yarar gördük:
Bu tür siyasi cinayetlerde doğru analiz yapabilmek için sorulması gereken tek soru, "Bu suikast kimin işine yarar?" sorusudur. Böylece, bu noktada, tetiği çeken elin kime ait olduğundan çok, infaz emrini kimin verdiği, cinayetin kimin işine yaradığı sorgulanır... Benim bu soruya verdiğim ilk yanıt, cinayetin bu aşamada Türkiye'nin çıkarından çok, zararına bir işlev yüklendiğidir... Cinayet, Fransa'nın Türkiye aleyhtarı politikasına yağ sürmekte ve ABD Temsilciler Meclisi gündemi için güçlü bir "gerekçe" oluşturmaktadır... Tam bir emperyalist işi senaryosu, kurgusu ve mizanseniyle kendini böyle okutmaktadır...
Kuşkusuz, bir akademik disipline özgü yaklaşımlarla gerçekleştirilmedi çalışmamız. Dolayısıyla hemen, bilimsel olduğunun söylenemeyeceğini belirtelim... Ancak, bilimsel olduğu savlanan herhangi bir çalışmadan geri kalmaz bir nesnel bakışın yakalanmaya çalışıldığı söylenebilir, en azından... Bu bağlamda, gündeme getirdiğimiz hiçbir savsözün dayanaksız olmadığının altını çizmekte yarar görmekteyiz. Bunlar, alıntılanan kaynaklara saygı gereği, "Kaynakça"da ve dipnotlarda gösterildi. Bunun yanı sıra alıntılardaki dilin eskiliği, anlaşılmazlığı, bozukluğu türünden olumsuzlukları gidermek amacıyla verili bilginin özü bozulmamaya özen gösterilerek yer yer sadeleştirildi ve günümüz Türkçesiyle anlaşılır kılınmaya çalışıldı.
Bunun yanı sıra başka şeylere de özen gösterildi. Örneğin, ırkçı/kafatasçı yapıya mesafeli duruldu... (Etnik açıdan) Türkler yüceltilirken Ermenileri aşağılar gibi anlaşılacak şoven yaklaşımlara karşı duyarlı olundu.
Sorunun bugüne değin Ermeniler tarafından hep "soykırım", Türkler tarafından da "vahşet, mezalim" sözcükleriyle dile getirildiği unutulmadı. Halkların birbirine nasıl düşman edildiği hiç akıldan çıkartılmadı...
Elbette bilincindeyiz, geçmişte kötü şeylerin yaşandığının. Sorun da, zaten günümüzde bunun adını koymaktan kaynaklanmıyor mu? İşte, bu soruya yanıt ararken hep aklımızın önünde tuttuğumuz bir tek şey varsa, o da bizim ve Ermenilerin sonsuza dek bu kötü anılarla yaşayamayacağımızdı...
Artık zaman, çok kültürlü Anadolu toprağında barış kültürünü yerleştirme ve bir arada kardeşçe yaşama zamanıydı...
Bu felsefenin bilincindeki bir insan olarak sorunu çözmek ya da çözümüne küçük de olsa katkıda bulunmak bize/bana düşüyordu. O kanlı, o kirli anıları bir ateşi harlandırırcasına diri tutmak kimsenin işine yaramazdı. Sadece, yoksul Ermeni'yi ve Ermenistan'ı kullanan tuzukuru kafatasçı Ermeni diasporasıyla kafatasçı Türk milliyetçilerinin işine yarardı.
Bu durumda bize/bana düşen ise o kanlı, o kirli anıları insanlığın ürettiği yüce evrensel değerlerle sağaltarak daha yaşanılır bir dünya için Türkü, Kürtü, Ermenisiyle el ele vermemiz gerektiği bilincini egemen kılmaya çalışmaktı. Bunu kitlelere anlatmaktı...
Çünkü, aklı başında, sağduyulu hiç kimse kan dökülmesini, vahşeti, cankırımını, soykırımı kutsayamazdı... Bu noktada, bize/bana düşen, bir gazeteci, bir sanatçı/edebiyatçı olarak bu sorunu sevgi bağlamında, insanlığın temel evrensel değerleriyle aşmaya çalışmaktı.
Ben ne tarihçi, ne coğrafyacı, ne de sosyologdum; edebiyatla da ilgilenen bir gazeteciydim sadece... Bu niteliğimin baskın yanıyla yaklaşmaya çalıştığım olayda ezber bozan, put kıran bir bakış açısını yakalamakla yükümlü saydım kendimi... Bunu başarabilmek ve olan-biteni soğukkanlı değerlendirerek sağduyulu bir yorum üretebilmek için satır aralarını iyi okumaya çalıştım... Bunu başarabilmek için de olaylara farklı perspektiflerden baktım...
Doğal olarak objektifimi daha çok Ermenilere ve olayların provokatif yanlarına çevirdim... Sanırım, bu biraz anlayışla karşılanır, hoş görülebilir; çünkü, ne de olsa bütün dünya, Türk tezinin karşısında güç birliği yapmış durumda...
Elbette ki görevim her koşulda nesnel gerçekliği ortaya çıkartmak ya da çıkartılmasına katkıda bulunmak. Ancak, bireyi olduğum bir ulusun haksız yere karalanmasına ilericilik ya da başka nedenlerle izin vermem de benden beklenmemelidir. Dolayısıyla yer yer savunma güdüsüyle hareket etmem doğal karşılanmalıdır...
Ayrıca, burada şunu da belirtmek isterim ki, bu çalışmada birçok kişi, kendine göre eksikler bulacaktır. Zaten bu çalışmanın eksiksiz olma gibi bir savı yoktur. Yeter ki kendi içinde tutarlı olsun ve olayın nesnel yanıyla çelişkisi olmasın...
Çetin YİĞENOĞLU
Nisan 2007
ÇETİN YİĞENOĞLU
ÜÇ BİN YILLIK KAVGA Ermeniler Ne İstiyor
"Ermeni sorunu" hangi zaman düzleminde yaşananlarla ilgili? Bazılanının savladığı gibi sadece 1915 olaylarıyla mı sınırlı? Yoksa 1915-1920 arasındaki beş yılda yaşananlardan mı kaynaklanıyor?
Yine bir başka yaklaşıma göre Osmanlı'nın çöküşünde milat kabul edilen 1878 Ayasti ve Berlin Antlaşmalarıyla birlikte başlayan ve tırmandırılan gerginliklerin yaşandığı, o sancılı 40 yılda mı oluştu? Ya da Çetin Yiğenoğlu'nun yaklaşımına göre "üç bin yıllık kavga"nın mı ürünü, bu sorun? Acaba, son üç bin yılda, yaklaşık bin yıl arayla Anadolu'ya gerçekleştirilen dört büyük saldırı mı besleyip geliştirdi bu sorunu?
Batı Anadolu'ya ilk büyük saldırı Truva üzerinden yapılmıştı; ikinci büyük saldırıyı İskender gerçekleştirdi... Haçlı Seferleri üçüncü büyük saldırıydı... Emperyalist Batı, ilk Haçlı seferinden yaklaşık sekiz yüz yıl sonra Anadolu'ya dördüncü büyük saldırıyı gerçekleştirdi...
Bu saldırılarda Ermenilerin rolü neydi, bu rol, "Ermeni sorunu"nu nasıl etkiledi? Ermenilerin tek istedikleri devlet kurmak mıydı? Ömrü iki saat süren Ermeni devleti ve köy devleti de neyin nesiydi? Bütün bu soruların yanıtı, "Üç Bin Yıllık Kavga'da...
|
|
KIRMIZI KOKU
Çetin Yiğenoğlu
|

"Yapacak işin yoksa git biraz seviş!"
Bebe için bu sözler, somut anlamından çok, içini yavaşça sızla...
Detaylı Bilgi |
12.00 7.80
|
|
|
| BATI VE LAİKLİK Küresel Çağda İslam-1 |  | | Küreselleşmenin öteki adı "ABD hegemonyası" olarak karşımıza çıktığında, Müslüman ve Hıristiyan toplumların tarih... Detaylı Bilgi | 7.80/ YTL | |
|
|  | | KADIN VE TESETTÜR Küresel Çağda İslam-2 |  | | İslam dünyasında liberal, solcu, demokrat kadınlar; hükümet destekli resmi kuruluşlarda yer alan kadınlar; feminist ideolojiye bağlı ka... Detaylı Bilgi | 7.80/ YTL | |
|
|
YENİ MANDACILAR Alev Coşkun |  | | Cumhuriyet gazetesinin başyazarı İlhan Selçuk’un “Güzel Amerikalı’nın Mandacılığı” başlıklı yazısı beni “Ma... Detaylı Bilgi | 7.80/ YTL | |
|
|  | PKK'NİN ŞİFRELERİ Siyasallaşan Terör Mehmet Faraç |  | | Kronolojik olarak sıralanan bu analizler dikkatle irdelendiğinde, salt PKK’nin bilinmeyenleri değil, örgütle ilgili 7 yıl öncesi... Detaylı Bilgi | 13.00/ YTL | |
|
|
75. YILDA TÜRKÇENİN VE DİL DEVRİMİNİN ÖYKÜSÜ Dil Derneği |  | Bu yapıt, Türkçenin Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan akışını, cumhuriyetimiz kurulmadan önceki durumunu, Atatürk'ün kurduğu ... Detaylı Bilgi | 15.00/9.75 | |
|
|  | BATI VE LAİKLİK Küresel Çağda İslam-1 Faik Bulut |  | Küreselleşmenin öteki adı "ABD hegemonyası" olarak karşımıza çıktığında, Müslüman ve Hıristiyan toplumların tarih... Detaylı Bilgi | 12.00/7.80 | |
|
|
| | Yazar Hakkında | | | Çetin Yiğenoğlu |
|
| |