Koalisyonlar, Türkiye'de siyaset yapma yöntemlerini, siyasetçi ruhunu en yalın biçimiyle ortaya çıkaran iyi bir turnusol kâğıdı işlevindedir.
Partilerin görüntüdeki kimliğiyle, iktidarda kalma hırsı...
Liderlerin halktan oy almak için kullandıkları söylemle, hükümet kurmak için takındıkları tavır...
Parti içi muhalefette aslan kesilenlerle, koalisyon uyumu için her diyaloğa girenler...
Bu ikiliklerin tümü koalisyon hükümetlerinde su yüzüne çıkar.
ÖNSÖZ
Koalisyonlar, Türkiye'de siyaset yapma yöntemlerini, siyasetçi ruhunu en yalın biçimiyle ortaya çıkaran iyi bir turnusol kâğıdı işlevindedir.
Partilerin görüntüdeki kimliğiyle, iktidarda kalma hırsı...
Liderlerin halktan oy almak için kullandıkları söylemle, hükümet kurmak için takındıkları tavır...
Parti içi muhalefette aslan kesilenlerle, koalisyon uyumu için her diyaloğa girenler...
Bu ikiliklerin tümü koalisyon hükümetlerinde su yüzüne çıkar.
Başta İskandinav ülkeleri olmak üzere Avrupa'da, demokrasi kültürünün iyi-kötü yerleştiği her ülkede hükümet kurma yöntemlerinden biri koalisyondur. Ancak bunu yaşama geçirme biçimi her ülkede değişiktir.
Bizde ise bambaşka.
Muzaffer Ayhan Kara, sadece zarfın üzerinde yazılanla değil, içindekilerle de ilgili bir araştırmacı olarak, Türkiye'deki koalisyon kültürünü bütün yönleriyle irdeleyen bir eser ortaya çıkardı.
İlk sayfalarını çevirdiğiniz bu kitap, sadece koalisyon kültürüne değil, siyaset ve devamında demokrasi kültürüne de katkısı olacak bir çalışma...
Ankara'da gelişmeleri izleyen bir gazeteci olarak hükümetlerin kuruluşlarına, işleyiş süreçlerine bakarken en çok Aziz Nesin'i anımsarım. Zira, başta sözünü ettiğimiz ikili tutumlar üzücü olsa da aynı zamanda eğlencelidir. Özellikle koalisyon hükümetleri bu konuda çok malzeme içerir.
Her şeyden önce, Türkiye'deki koalisyon hükümetlerini dışarıdan kimse yıkamaz. Dünyanın en etkili toplarını getirip, sürekli atış yapsanız bile boşuna. İktidar koltuğu öylesine güçlü bir kalenin içindedir. Ülkede yaşanan krizler, bunalımlar, depremler koalisyonda ufak tefek çatlaklar dışında olumsuz bir etki bırakmaz. Hani depreme karşı en dayanıklı yapıları üretmekle ünlü Japonlar bizdeki koalisyon yapılarının bileşkenlerini gökdelenlere uygulasalar, ellerindeki buluşların tümünü okyanusa atıp, bizden patent hakkını isterler!
Ülkede olup biten onca olaydan etkilenmeyen bu koalisyonların başlıca yıkıcısı içten çöküntüdür. Ortakların kendi aralarında bir çıkar çatışması belirmişse, bu çatlağı hiçbir şey sıvayamaz. İş, seçime gidip yeniden seçip sıvamaya kalır!
Koalisyonlarda duyguların da ortası yoktur. Seçimden önce birbirlerini adeta düşman ilan ederler:
"O parti gelirse, ülke batar..."
Seçim sonuçları koalisyonu gösterirse bütün bunlar çöpe atılır, İlk görüşmeden sonra yeni bir yaklaşım yaratılır:
"Adeta tek parti gibiyiz. Her konuda aynı düşündüğümüzü gördük!"
Koalisyonlar, partilerin seçim sözlerini tutmamaları için de çok iyi bir tutamaktır. Tabandan, "hani verdiğiniz sözler" sesleri yükselirse hemen yanıt gelir:
"Çok istiyoruz, bir an önce yapacağız ama, ahh öteki ortak. Bir türlü ikna olmuyor. Biraz sabır..."
Tabii aynı şey, öteki parti için de geçerlidir!
Koalisyon partileri kendi içlerinde küçük de olsa, öteki ortağa
karşı muhalefet bulundururlar. Bu da ortağın her söylediğini yapmamaya yarar:
"Bizce bu öneri doğru ama, bizim partinin içi biraz karışık. Arkadaşları ikna etmemiz çok zor. En iyisi biraz rafta dursun. Sonra tozunu alırız."
Bütün bunların yanında, koalisyonların toplumdaki uç noktaları bir ölçüde torpillediğini de vurgulamadan geçemeyiz. Özellikle merkezin sağındaki ve solundaki partilerin bir araya gelmesi doğal olarak toplumu da etkiliyor, tarafları yumuşatıyor. Ancak koalisyon iki tarafı da yıpratırsa bu kez kazanan radikal uçlar oluyor. Bu, siyasetin "boşluk tanımayan" bir başka kuralı...
Demokrasi kültürünün, kendin gibi düşünmeyenle de bir arada olabilme olgunluğunun bir ürünü olarak ortaya çıkan koalisyonların Türkiye'deki serüvenini Kara'nın kaleminden okuyalım.
Kara, olabildiğince tarafsız ve bilgi ağırlıklı bir ufuk sunuyor bize.
Kara kara düşünmek ya da harç kara kara demokrasi yapısını yükseltmek sizin elinizde.
Her iki yaklaşımdan bir koalisyon da oluşturabilirsiniz!
Mustafa Balbay
Ağustos 2003, Ankara
SUNUŞ
Koalisyonlar, parlamenter demokrasiye dayalı rejimlerde kaçınılmaz hükümet biçimlerinden birisidir. Dünyada parlamenter demokrasiye dayalı hemen her kıtada pek çok ülke koalisyon hükümetleriyle yönetilegelmiştir. Bugün de, Avrupa ülkeleri de içinde olmak üzere birçok ülke; örneğin Almanya, İtalya gibi parlamenter demokrasiler koalisyonla yönetilmektedir.
***
Türkiye'de çok partili parlamenter demokratik yapının başlangıcı 1946 olmakla birlikte, iki partili sistemde koalisyonların gündeme gelmesi olanaksızdı. 27 Mayıs İhtilali sonrasında gerçekleştirilen ilk genel seçimlere katılan dört partiden hiçbiri Millet Meclisi'nde salt çoğunluğu sağlayarak tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğa erişememişti.
İşte bu, yepyeni bir durum demekti. Süngünün gölgesindeki sandıktan çıkan sonuç kimseyi tatmin etmediği gibi, "ortak hükümet" seçeneği de kuşkuyla karşılanmaktaydı. Şunun şurasında 15 yıllık ömrü olan çok partili rejim şimdi de koalisyon hükümeti ile karşı karşıyaydı. Üstelik, konjonktür askerlerle sivillerin, yani hükümetin uyumlu olmasını zorunlu kılıyordu.
Milli Birlik Kurulu, Silahlı Kuvvetler Birliği'nin sıcak nefesini ensesinde hissediyordu; kendi inisiyatifi dışında yeni ve hiyerarşik bir askeri darbenin eli kulağındaydı. Bu koşullarda, Türkiye koalisyonla tanıştı. CHP ve AP, İnönü'nün başkanlığında ilk ortak hükümeti kurdular.
1961 'deki ilk koalisyondan 3 Kasım 2002 seçimlerine kadar devam eden son koalisyona kadar, ara rejim dönemleri dışında tam 15 kez koalisyon hükümetleriyle yürüyen parlamenter demokrasinin 22 yılı koalisyonlarla geçti.
* * *
Oysa, çok partili rejimi dayatan ve bu dayatma sonucu ivedilikle gündeme alanlar iki partili bir sistemi düşünmüşlerdi. Bu sistemde koalisyonlara yer yoktu, İkiden çok partili sistemin fiilen yerleştiği 1961 sonrası ortamda koalisyonlar hep yadsındı, eleştirildi, ayakbağı olarak görüldü. Medya vasıtasıyla sürekli kötülenen koalisyonlar, seçmen nazarında da sürekli aşağılandı, gözden düşürülmeye çalışıldı.
Nitekim, bu anlayışın bir ürünü olarak 3 Kasım 2002 seçimlerinde bir tek parti hükümeti oluştuğu gibi, Meclis de iki partiden oluştu. Temsilde adaletin ve istikrarın sakatlandığı bir sonuç alınmasına karşın egemen kesimler olsun, denizaşırı 'stratejik ortak' olsun, sonuçtan memnundu.
Ancak, gelişmelerin Türk siyasal yaşamına koalisyonları yakın bir gelecekte yeniden gündeme getirmesi sürpriz olmayacaktır. Bu nedenle, parlamenter demokratik sürecin önemli bir unsuru olan koalisyonlar konusunu mercek altına alma gereğini duyduk.
***
İki bölümden oluşan bu çalışmada esas olarak koalisyonların, parlamenter demokratik sürecin vazgeçilmez bir unsuru olduğu ve bundan gocunmanın yersizliği üzerinde durulmuştur. Tam tersine, demokrasi kültürü ve uzlaşma anlayışının gelişmesine hizmet edecek bir hükümet biçimi olduğunun altı çizilmiştir.
Birinci bölüm, koalisyonlara genel bir bakış getirmektedir. Aleskerov-Ersel-Sabuncu'nun parlamenter demokrasiler açısından çok önemli yapıtlarından bu bölümde azami olarak yararlandım.
İkinci bölümde ise, kronolojik olarak ilk koalisyondan son koalisyona kadar koalisyon hükümetlerinin panoraması çizilmiştir. Koalisyonları kimler, nasıl ve hangi siyasal konjonktürlerde kurmuşlardır? Bileşimleri, kabine listeleri nasıldır? Protokol ve programları nasıldır? Hükümet ettikleri dönemde Türkiye'nin önemli iç ve dış gelişmeleri nelerdir? Hangi iç gerilimleri yaşamışlar, nasıl dağılmışlardır?
* * *
Parlamenter demokratik sürecin önemli bir unsuru olan koalisyonları ele alan bu çalışma bir eksiğe dikkat çekmek, kendi alanında çok az yapılan çalışmalara katkıda bulunurken, daha kapsamlı çalışmaların önünü açmak amacıyla kaleme alınmıştır. Bu arada, koalisyonların hikâyesi verilirken, son kırk yılın siyasal tarihine ait önemli gelişmeler de fonda belirmiş olmaktadır.
Muzaffer Ayhan Kara
Mayıs 2003, Moda
MUZAFFER AYHAN KARA
Türk Siyasal Yaşamında KOALİSYON
Başta İskandinav ülkeleri olmak üzere Avrupa’da, demokrasi kültürünün iyi-kötü yerleştiği her ülkede, hükümet kurma yöntemlerinden biri koalisyondur. Ancak bunu yaşama geçirme biçimi her ülkede değişiktir.
Muzaffer Ayhan Kara, sadece zarfın üzerine yazılanla değil, içindekilerle de ilgili bir araştırmacı olarak, Türkiye’deki koalisyon kültürünü bütün yönleriyle irdeleyen bir eser ortaya çıkardı. Bu kitap, sadece koalisyon kültürünü değil, siyaset ve devamında demokrasi kültürünü de katkısı olacak bir çalışma…
Kara, olabildiğince tarafsın ve bilgi ağırlıklı bir ufuk sunuyor bize. Kara kara düşünmek ya da harç kara kara demokrasi yapısını yükseltmek sizin elinizde…
MUSTAFA BALBAY