Bu kitabın omurgasını devlet organlarının hazırladığı konuya ilişkin raporlar, brifingler, inceleme ve araştırmalar oluşturuyor. Toplamı bin sayfayı aşan bu çalışmaları, şu soruların yanıtını verecek biçimde özetledik:
Türkiye Cumhuriyeti devleti, laik yapısını korumak için neler yapıyor? Bu yapıyı nelerin, kimlerin, hangi yapılanmaların tehdit ettiğini düşünüyor?
ÖNSÖZ
Türkiye için yapılan t-onlarca tariften biri şu:
Doğunun batısı, batının doğusu!
İster kabul görsün ister görmesin, bu tablo, her şey bir yana haritanın, coğrafyanın gösterdiği durum!
Bu yön dağılımı içindeki Türkiye, yüzyıllardır doğu ile batı arasında yön tayini yapmakta zorlanıyor.
Atatürk'ün liderliğinde kurulan çağdaş, demokratik, laik Türkiye Cumhuriyeti yönünü, doğu-batı tartışmasından öte, uygarlığa çevirdi. Atatürk'ün yaşamı boyunca hızla bu yönde yol aldı.
Ölümünden sonra?
Bu yöndeki tartışmalar değişik biçimlerde, değişik zeminlerde devam ediyor.
Atatürk'ün döneminde devlet yapılanmasının dışında tutulan gerici unsurlar daha sonra tüm fırsatları değerlendirdi. 21. yüzyıla girdiğimizde, İslam ülkelerindeki akımların da etkisiyle Türkiye'nin laik yapısını tehdit eden önemli bir unsur haline geldi.
Devletin laik yapısı tehdit altında olunca buna ilk tepkiyi verenlerin başında da doğal olarak devletin güvenlik kurumları yer aldı.
Bu kitabın omurgasını devlet organlarının hazırladığı konuya ilişkin raporlar, brifingler, inceleme ve araştırmalar oluşturuyor. Toplamı bin sayfayı aşan bu çalışmaları, şu soruların yanıtını verecek biçimde özetledik:
Türkiye Cumhuriyeti devleti, laik yapısını korumak için neler yapıyor? Bu yapıyı nelerin, kimlerin, hangi yapılanmaların tehdit ettiğini düşünüyor?
Laikliği tehdit eden grupların temel özelliği, hedefi, örgütlenme anlayışı nedir?
Bu gruplar ne ölçüde içe dönük ne ölçüde dış bağlantılı çalışıyor?
Dini iktidara gelmek ya da toplum içinde yer edinmek için kullanan grupların, tarikatların başlıca destekçileri kimler?
Devletin güvenlik birimleriyle, siyasi organları arasında laikliğe bakış ve laikliği korumaya ilişkin çakışan ve çatışan yönler neler?
Kamuoyunda en çok tartışılan laiklik, irtica gibi kavramları devlet kurumları nasıl tarif ediyor?
Yukarıdaki sorular bakış açısına göre farklı biçimlerde yanıtlanabilir. Sözünü ettiğimiz gibi devletin güvenlik birimlerinin, Milli Güvenlik Kurulu toplantılarındaki konuya ilişkin tartışmalara da zemin oluşturan çalışmaları kitabın temel yapısını oluşturdu.
Kitabın kimi bölümlerinde tekrarlanmış bilgilerle karşılaşacaksınız. Bunun başlıca nedeni, her bölümün kendi bütünlüğü içinde anlaşılması için raporların ya da benzer çalışmaların özüne dokunmamamız. Bu sayfalara 'bilgi yinelemesi' gözüyle değil, 'bilgi pekiştirmesi' diye bakmanızı dileriz.
Kimi rakamsal bilgilerde de küçük farklılıklarla karşılaşacaksınız. Bunun nedeni, hazırlanan çalışmaların farklı zamanlarda kaleme alınmış olması.
Kitabın adını yalın koyduk:
Devlet ve İslam.
Üzerine yüzlerce, belki binlerce kitap yazılmış bu iki kavrama yeni açılımlar getirmek iddiasında değiliz. Başlıca amacımız şu:
Radikal dinci gruplar, tarikatlar, dini motifli terör örgütleri, cemaatler konusunda toplumun genel bilgi sahibi olması. Günlük gelişmeleri irdelerken kitapta yer alan bilgilerin onlara yardımcı olması.
Örneğin, İslam ülkelerinin çoğunda kök salmış bir Müslüman Kardeşler örgütünün, Türkiye'deki çok küçük bir örgütle bağlantı kurması halinde bunun nasıl sonuçlar doğurabileceğinin, en azından duyarlı kesimlerin ayırdına varması.
Zira şeriatçı örgütlerin faaliyetleri gündeme geldiğinde, toplumun bazı kesimleri bu örgütlerin abartıldığını, küçük bir örgütün koca Türkiye Cumhuriyeti'ne zarar veremeyeceğini düşünüyor. Oysa, bu örgüt dışarıda çok güçlü bağlantılar kurmayı başardı mı, bir bakıma o gücü de Türkiye'nin içine taşımış oluyor.
Türkiye'nin 20. yüzyıldan 21. yüzyıla devreden iki temel sorunu şu:
Ülke bütünlüğüne ve laikliğe yönelik tehditler.
Bu iki tehdidin önem sıralaması birbiriyle yarışıyor. Bazen irticai hareket birinci sıraya yükseliyor, bazen bölücü hareketler.
Devlet kurumları da bu refleksle hareket edip, tehdidin boyutunu, gücünü masaya yatırıyor. Biz de masaya yatırılmış konuların hemen tümünü sayfaya yatırdık. Devlet kurumları, dini hareketlere genellikle şu bakışla yaklaşıyorlar:
Laiklik açısından tehlike oluşturan bir yönü var mı?
Yoksa, en azından buna ilişkin bölümlerde değerlendirme dışı bırakıyorlar.
Bu anımsatmayı yapmamızın nedeni Alevi-Bektaşi kurumlarının bu kitapta yer almamasının gerekçesini aktarmak. Bu kurumların, Türkiye'de laikliğin yara almasının değil, aksine güçlenmesinin bir unsuru olduğunu vurgulamakta yarar var.
Türkiye'nin 21. yüzyılda çizeceği yön, dini toplum ve devlet katında sağlıklı bir yere oturtmasından da geçiyor. Bu kitabın, dini kullanarak iktidara gelmek isteyenlerin daha iyi anlaşılmasında, dinin vicdandan çıkarıldığı an toplumun geriye gittiğinin farkına varılmasında, toplumun sağduyulu kesimlerinin sorumluluğunu anımsamasında, irtica tehdidinin boyutlarının algılanmasında yararlı olmasını diliyoruz.
Mustafa Balbay
Ocak 2007, Ankara
MUSTAFA BALBAY
DEVLET VE İSLAM
Türkiye Cumhuriyeti devleti, laik yapısını korumak için ne yapıyor? Bu yapıyı, nelerin, kimlerin, hangi yapılanmaların tehdit ettiğini düşünüyor?
Ilımlısından radikaline Türkiye’de kaç tarikat, cemaat, örgüt ve benzer yapılanma var?
Bu konularda devlet arşivleri ne diyor?
Fethullah Gülen dünyaya hangi pencereden açılıyor?
Almanya neden Türkiye’de etkin dinci radikal grupların merkez üssü haline geldi? Türkiye’deki radikal dinci yapılanmada İran’ın ve öteki İslam ülkelerinin rolü ne?
Cumhuriyetin kuruluşu ve Atatürk Devrimleriyle devre dışı kalan tarikatlar hangi yöntemlerle yeniden siyasi belirleyici haline geldi?
Devletin güvenlik birimleriyle siyasi organları arasında dinin siyasallaşmasıyla ilgili çakışan ve çatışan yönler neler? Bu konularda hazırlanan resmi raporlar ne diyor?
Kamuoyunda çok tartışılan laiklik ve irtica gibi kavramları devlet kurumları nasıl tarif ediyor?
Yukarıdaki soruların yanıtlarını bu kitapta bulacaksınız.