"Parkın gerilerindeki kavakları yeni aşan tostoparlak ay, çakılların, ellerinin beyazlığını aydınlatıyor; solumuzdaki akasyanın dal uçlarının yüzüne, omuzlarına düşen parça parça gölgeler, hafif hafif kımıldıyor, yer değiştiriyordu.
Çantasından Gelincik paketini çıkardı. Bir cigara alıp bana doğru yürüdü. Dudakları arasında tuttuğu cigarasını yaktım.
Kibritin alevinde yüzüne baktım: Beyaz, durgundu. Her zamanki gibi, bu yüz bana gene bu kadar güzel olduğunu ilk kez görüyormuşum gibi geldi. Ben bu kadını seviyordum. Daha doğrusu sevmeyi iyice kafama koymuştum..."
NECATİ CUMALI
YALNIZ KADIN
Yalnız Kadın’ın 9. baskısı, dördüncü baskıdan başlayarak süregeldiği gibi Cumalı’nın ilk öykü kitabı Yalnız Kadın’ı, altıncı öykü kitabı Kente İnen Kaplanlar’la bir araya getiriliyor. Gerçekten de ortak bir duyarlık yansıtır bu iki kitapta toplanan öyküler. Yalnız Kadın’ın Kurt, İstanbul, Türkan’ın Günleri, Kar vb. öykülerinde taşranın hüzünlü havasını yansıtan yazar, Yalnız Kadın, Kırda Geçen Pazar Günü, Dertler, Hayatımızı Güzelleştirelim, Kanarya gibi bu hüznü büyük kent yaşamına taşır. Her iki kitapta da umutsuz aşkların, büyük kentlerin parçalanmış duygu dünyasının izlenimlerini sergiler.